Şampiyon ‘Kaosa’ İzin Vermedi

272

NBA açılış gecesinde Golden State Warriors, Oracle Arena’da konuk ettiği Oklahoma City Thunder’i 108-100’lük skorla mağlup etmeyi başardı.

Oklahoma cephesinde Russell Westbrook sakatlığı sebebiyle bu maçta görev almadı. Yani, Oklahoma adına bu maç ne kadar ölçü kabul edilir, tartışılabilir. Yine de maç önü ödül törenleriyle geçmiş ve Golden State oyuncularını rehavete sürüklemiş bir organizasyonun ardından rakibi hazırlıksız yakalama ve sürpriz bir galibiyet alma şansı doğmuştu Oklahoma adına. Zira, takımın her şeyi olarak kabul edilen Westbrook’un eksikliğine rağmen Schröder gibi onun oyun stilini fazlasıyla anımsatan ve 2. beşe liderlik etmesi beklenen bir parça eklemişlerdi takıma.

İlk çeyrekte; Golden State oyuncularının çokça acele şut kullandığını gördük. Kendi seyircisi önünde, ilk maçta havaya girmek ve açıkçası daha fazla eğlenebilmek adına tercih edilen hızlı hücumlar, çoğunlukla top kaybı ya da ziyadesiyle yanlış şut tercihleri olarak parkeye yansıdı. Durant-Green ikilisi fazla ritim bulamazken, skoru taşıyan isimler Thompson ve Curry oldu. Kenardan gelen Cook ve Jones’in de hem skora hem savunmaya katkılarını atlamamak gerek.

İkinci çeyrekte; Paul George’nin konsantrasyon eksikliği fazlasıyla hissedildi. 1/8 saha içi isabetle ilk yarıyı tamamlayan George’nin öldürdüğü tempo ve topu paylaşmamasından ötürü diğer oyuncuların da etkinliğinin yok olması, zaman zaman etkili ama çoğunlukla durağan, tahmin edilebilir hücumları doğurdu. Alex Abrines’in önemli şut katkısı, farkın açılmasına ve oyunun kopmasına engel oldu. Ev sahibi, kendi oyunundan uzak, adeta 2. viteste oynadığı maçın ilk yarısını önde kapatmasını bildi.

3. çeyreğe; Oklahoma’nın müthiş serisiyle başlandı. 22-9’luk bu seri, konuk ekibi maçın içine soktu. Bu seride George’nin 5/5 ile 12 sayı bulması ve adeta alev alması, takımını yeniden skora ve oyuna ortak etti. Schröder-George ikilisinin oyunu hissetmeye başlaması ve transition hücumlarında hiç düşünmeden topu çembere yollamaları, Golden State takımının düzenlerinin bozulmasına sebebiyet verdi. Golden State’ye karşı bir şansınızın olmasını istiyorsanız; onları düzenden uzaklaştırmanız gerekir ve bunun için de oyunu kaos basketboluna çevirmeniz şarttır. Çeyreğin sonlarına doğru dümene geçen ve Oklahoma fırtınasını dindiren Curry, takımının son bölüme 4 sayı önde girmesini sağladı.

Son çeyrekte; yedek beşlerle oyuna başlandığını ve ağır silahların son dakikalara saklandığını gördük. Oklahoma adına Grant skoru sırtlarken, Golden State’de Livingston sahne aldı. Golden State adına işlerin değişmesini sağlayan asıl adam Looney oldu. Adeta rüzgarın yönünü değiştirdi ve hem hücum ribauntlarından bulduğu sayılarla hem de switch savunmada Paul George’nin dahi önünde kalabilmesiyle takımına hayat verdi ve bu oyun çeşitliliğiyle büyük takdir topladı. Klay Thompson, Golden State adına günün en kötüsüydü. 1/8 üçlük isabetiyle oynadı ve kendi standartlarında oldukça zayıf bir savunma direnci gösterdi. Tüm bu değişkenlere rağmen maçın son dakikalarında Curry’nin sazı eline alması ve kritik basketleriyle Golden State, zorlandığı bir maçı kazanmasını bildi.

Golden State adına yine sezona durgun bir başlangıç yapıldığını söyleyebilirim. Geçen sezondan da alıştığımız üzere; normal sezonda Golden State, rölanti bir şekilde maçlarını geçiyor. Ligdeki en güçlü oyuna ve kadroya sahip olduklarının farkındalar ve bu durum, ‘yetecek’ kadar oynamalarına sebebiyet veriyor. Looney’nin maç içerisindeki önemli performansı olmasaydı; bu maç kaybedilebilirdi. Bu bakımdan; DeMarcus Cousins’in sakatlıktan ne derece sağlıklı döneceği, önemli görünüyor. Çünkü; 5 numarada Green’i çokça kullanan ve Looney dışında o bölgede başka güvenilir alternatifi kalmayan Golden State’nin rotasyonuna getireceği derinlik ve kalite, normal sezonda nispeten daha rahat galibiyetlerin önünü açabilir.

Oklahoma cephesinde ise bu sezon işler planlandığı gibi gidebilir. Westbrook’un yokluğunda Schröder’in, takımın oyununu sürükleyebileceğinin sinyallerini aldık. 2. beşe liderlik edecek Alman oyuncu ve büyük bir kalite eksikliğini giderecek. Zira geçen sezon da görüldüğü üzere, Felton ile parkeye getirebilecekleriniz fazlasıyla sınırlı. Tek başına bir takım edasıyla oynayan bu iki oyuncunun (Westbrook, Schröder), farklı beşlere edeceği liderlikle, Paul George’nin günlük skor patlamaları, bu takımın sürpriz galibiyetler elde etmesinin ve play-off sıralamasında yüksek yerlerde yer almasının önünü açacaktır. Son olarak; Nerlens Noel’den de bahsetmek gerek. Bence, çok önemli bir yan parçayı kadrosuna kattı Oklahoma. Noel, oyuncu özellikleri gereği bu takımın sistemine çok uygun bir isim. Oyundaki etkinliğini koruyabilmesi için fazla top kullanmasına gerek yok. Onun yaptığı işleri değerli kılan en önemli faktör; yırtıcı ve oyunu zorlayan kısalarla birlikte parkede kalması ve bu kaos ortamında ribauntları ve mücadele gücüyle fark yaratması (Geçen yıl Dennis Smith Jr. İle birlikte oynadığını ve etkili olduğunu unutmayalım). Peki, Noel adına, bundan daha iyi bir fırsat dünyanın neresinde bulunabilir?

Curry’nin performansı:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.