Türk Basketbolu ve Sabırsızlık! (Kimler Geldi Kimler Geçti)

56
türk basketbolu
türk basketbolu

Ülkemizin en büyük sorunu sabırsızlık. Bizim ülkemizde beğenilmeyen oyuncular, koçlar kovulduktan ya da zorla, baskıyla, istenmeyerek gönderildikten sonra gidip Avrupa’nın en değerli oyuncuları, koçları oluyorlar. Bu hemen hemen tüm spor dallarında böyle ancak benim üzerinde duracağım konu Türk Basketbolu.

Ekonomik olarak çok iyi bütçelere sahip kulüplere sahibiz. Avrupa’da birçok kulüp küçülüp bütçelerini azaltırken bizim takımlarımız neredeyse hiç geri adım atmıyor. Başarının paradan geçeceğini düşünüyoruz ama çoğu zaman yanılıyoruz. Medyamız ve basınımız ”bomba haber” peşinde. Aşırıya kaçmak var her manşetlerinde. Ya fazlasıyla övme ya da haddinden fazla eleştirme. Şöyle kısaca büyük beklentilerle ülkemize gelip sonra gönderilenlerin listesine bir göz atalım. Bu listeyi uzatsam sabaha kadar sürer ancak bu sene Euroleague’de son 8’e kalmış takımların kadrolarından örnekler vereceğim.

David Blatt : Büyük ümitlerle Anadolu Efes’in başına geçmişti. Amacı bir ekol oluşturmaktı. Türkiye’de uyum sürecini atlatamadı. 2007- 2008 sezonu tam anlamıyla Efes için hüsrandı ve buna bağlı olarak o da gönderildi. Belki de başarısız olduğu tek kulüptü o zamanki adıyla Efes Pilsen. Şimdi ise son Euroleague şampiyonunun koçu olarak görev yapıyor.

Devin Smith : 2008 – 2009 sezonunda Fenerbahçe Ülker’e İtalya’nın Air Avellino takımından geldi. Fenerbahçe şampiyonluğu Efes’e kaptırınca o da suçlulardan biri olarak ilan edildi ve kulüple ilişiği kesildi. 2011 yılından beri Maccabi’de istikrarlı bir şekilde oynuyor. Bu sezon başarılı oyununu aynı zamanda Euroleague şampiyonluğu ile taçlandırdı.

Bostjan Nachbar : 2 sezon Anadolu Efes formasıyla izledik onu. Sayı attı, ribaund aldı, görevini yaptı ancak yeterli olmadı. Beğenemedik bir türlü, ne zaman bir oyuncuyu beğenmişiz ki… Şimdi ise bizim takımlarımızdan en az 2 gömlek üstün olan Barcelona’nın formasını başarıyla terletiyor.

Curtis Jerrells : Önce Fenerbahçe Ülker forması giydi ardından ise Beşiktaş. Çok önemli yetenekleri vardı. Çabuktu, kolay sayı bulabiliyordu ve lider özellikliğine sahipti. Ama bizim basınımıza göre bencil, uyumsuz ve dengesizdi, ondan takım oyuncusu olmazdı. İki külübümüzde de sadece 1 yıl kalabildi. İtalya’ya gitti ve Milano formasıyla kendini buldu. Artık Euroleague pazarında önemli bir yere sahip.

Michael Batiste : Ne yazık ki Fenerbahçe Ülker’de 1 yılda istenmeyen adam ilan edildi. Hep eleştirildi. Söylenenlere göre ayakları yavaştı ve emekliliği çoktan gelmişti. Ancak unutmayalım ki onun kariyerinde 3 tane Euroleague şampiyonluğu var. Panathianiokos’un Avrupa’da destan yazdığı yıllar boyunca hep takımın bir parçaşıydı. Hala da öyle…

Roko Ukic : Fenerbahçe Ülker’e NBA’e ilk geldiğinde onun yeni Solomon olacağı düşünüldü ancak bunu düşünenler bilmiyordu ki Ukic’in stili tamamen Solomon’dan farklıydı. 2 yıl (bizim için çok uzun süre) Türkiye’de kalma başarısını gösterdi. Bu 2 yılda da lig şampiyonluğu kazanan takımın içindeydi ancak Avrupa’da başarı için yetersiz olduğu düşünülüp gönderildi. Daha sonra ise Panathinaikos’a gidip oranın vazgeçilmez oyuncuları arasına girdi.

James Gist : Tahmin edeceğiniz üzere o da tutunamayanlardan. Fenerbahçe Ülker’e geldiğinde önyargıyla bakıldı. Sadece atletizm ile basketbolcu olunmaz ki diyen çok oldu. Zıpladı, mücadele etti, savundu, blokladı yine de beğenilmedi. Ülkemizden ayrılmasıyla kariyeri yükselişe geçti. Unicaja Malaga ve sonrasında Panathinaikos serüvenleri onun basketbolunu geliştirdi ve olgunlaştı, Avrupa Basketbolu’nda değerine değer kattı.

Bu kadar örnek durumun trajikomikliğini fazlasıyla açıklıyor sanırım o yüzden bu noktadan asıl gelmek istediğim noktaya geleyim. Şimdi ise en çok tartışılan isimlerin başında Zeljko Obradovic geliyor. O da neye uğrağına şaşırmıştır eminim. Önce insanlar onu taparcasına sevince, adına şarkılar yapılıp marşlar söylenince şaşırmıştır sonra Euroelague başarısızlığı ardından homurdanmalar, ayaklanmalar, tepkilerle karşılaşınca tekrar şaşırmıştır. 8 Euroleague ve 11 Yunanistan Ligi şampiyonluğu olan biri olsa da demiştir mutlaka acaba ben nasıl bir ülkeye geldim diye. Hala birçok kişi Obradovic, Fenerbahçe Ülker’i şampiyon yapsa bile lig şampiyonu yapmak için mi geldi, Avrupa’da başarı yoksa neye yarar tatsızlığında olaya bakabilir. Yargılayıp, çabuk karara varmak çok kolay ancak bir kez olsun sabredelim. Bunca yılı boşa geçmiş, sadece tüketip harcamış bir ülke olmaktan ileriye gidelim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here