NBA Tarihinin En Ağır Tankları

904
Shaquille O'Neal
Shaquille O'Neal

Onlar, boyalı alan savunmacılarının çoğu zaman korkulu rüyası olmuş adamlar. Enine boyuna devasa genişlikleri ve kütleleriyle, birçok savunmacının karşısına geçip savunmak istemeyeceği cinstendi bu adamlar. Kimisi, NBA tarihine adını altın harflerle yazdırdı, kimisi ise tarihin uçsuz bucaksız evreninde yitip gitti. İşte karşınızda, NBA tarihinin en ağır tankları:

5- Robert Traylor(145 Kilo)

Namı diğer “Traktör” Taylor, 1998 Draftın’da Dallas Mavericks tarafından 6.sıradan seçilmişti. Yetenekli bir oyuncu olmasına karşın, aşırı kilosundan ve bu durumun getirisi olarak çok yavaş bir oyuncu olduğu için 6.sıradan seçilmesi, o dönem kamuoyunda şok etkisi yaratmıştı. Dallas Mavericks, 6.sıradan seçtiği Robert Traylor’ın draft hakkını, 9.sıradan Milwaukee Bucks tarafından seçilen, genç Avrupalı Dirk Nowitzki ile takas etti ve bu takas, NBA tarihinin en unutulmaz takaslarından biri olarak hafızalardaki yerini aldı.

USA Team Fans
Sponsor - USA Team Fans

Traktör’ün mükemmel bir oyuncu olmayacağı pekala belliydi aslında. Kariyerinin başından itibaren kilo problemleri, onun yakasını hiç bırakmadı. Lig’de oynanan Basketbol, Traktör için çok hızlıydı ve o, bu hıza ayak uyduramıyordu.

Sırasıyla Bucks, Cavs ve Hornets formaları giyen Traktör, en verimli sezonlarını Cavs döneminde geçirdi. 5.7 sayı, 4.3 ribaundla, kariyerinin en iyi ortalamalarını yakaladı.

NBA’de tercih edilmeyen bir oyuncu olmaya başladıktan sonra sırasıyla Türkiye, İtalya ve Porto Riko liglerinde forma giydi. Ülkemizde 2008-2009 sezonunda Kepez Belediyespor’un formasını giydi ve 14 sayı, 8 ribaund ortalama ile oynadı. Porto Riko liginde oynadığı dönemde, yani Basketbol oynadığı son sezonda, yılın en iyi savunmacısı seçildi.

Traktör’ün aşırı kilo sorunu ile beraber nükseden sağlık sorunları, maalesef onun trajik bir şekilde ölümüne sebep oldu. Porto Riko’nun Isle Verde bölgesindeki evinde, 34 yaşında geçirdiği kalp krizi sebebiyle, 2011 yılında hayata gözlerini yumdu.

4- Michael Sweetney(157 Kilo)

2003 Draftında New York Knicks tarafından 9.sırada seçilmişti Sweetney. Maalesef, kısa süren NBA kariyerinde hiçbir zaman adından söz ettiremedi. Onunla alakalı akıllarda kalan tek olay, çaylak sezonunda intihar etmeye kalkışmasını açıklamasıydı.

Babasının ölümü, Sweetney’de derin acılar bırakmış, onu depresyona sokmuştu. Babasının vefatının yasını tutarken, Cleveland’da bir gece, tek başına içi ağrı kesici dolu şişeyi kafasına dikerek intihar etmeyi denemiş, fakat bu deneme başarılı olmamış.

Kariyeri boyunca psikolojik sıkıntılarla boğuşan Sweetney, sırasıyla New York Knicks ve Chicago Bulls formalarını giydi. NBA’de forma giydiği 4 sezon boyunca toplam 7 sayı, 4.5 ribaund ortalamalarını tutturdu.

Sweetney, Profesyonel Basketbol kariyerini çoktan noktalamış olsa da, ünlü rap sanatçısı Ice Cube’un düzenlediği, bazı eski NBA oyuncularının yer aldığı BIG 3 Basketbol organizasyonunda arada sırada oynuyor.

3- Eddy Curry(159 Kilo)

İsmi birçok basketbol sever tarafından bilinmese de belli bir dönem, NBA’in en iyi, en gelecek vaat eden pivotlarından biriydi Eddy Curry. Hiçbir zaman Hücum ve Savunma yetenekleri ile ön plana çıkan bir oyuncu olmadı. Onu korkutucu hale getiren şey, endamlı fiziğiydi.

2001 yılında, McDonald’s All American takımına seçildi ve karşısındaki lise oyuncularına karşı gösterdiği performansla maçın MVP’si seçildi. Bu başarısının getirdiği özgüvenle Curry, kolej kariyerini es geçip, direkt liseden NBA Draftlarına katılmaya karar verdi.

2001 Draftın’da Chicago Bulls tarafından 4.sıradan seçilen genç yetenek, Bulls ile geçirdiği 4 sezonda da çok verimli performans sergiledi ve takımın ilk 5’inde yer aldı. Süreleri de artınca özgüveni iyice tavan yapan Curry, 2004-2005 sezonunda Bulls’un playofflar’da en çok sayı atan oyuncusu olmuştu. Fakat bir noktada işler, Eddy adına sarpa sarmaya başlamıştı.

30 Mart 2005 gecesi Memphis Grizzlies karşısında mücadele ederken maç sırasında baş dönmesi ve kalp sıkışması şikayetleriyle maçı yarıda bırakmak zorunda kaldı. Bulls organizasyonu o dönemde, Curry’nin son zamanlarda antrenmanlarda da bu semptomları gösterdiğini açıklamıştı. Bu şikayetler iyice baş gösterince, Eddy Curry hastaneye kaldırıldı. Bulls ise, sezonun geri kalanında Curry’den tamamen mahrum kaldı.

Henüz 22 yaşında, Bulls ile dolu dolu 4 sezon geçirmiş ve bu sezonlarda ortalama 12 sayı, 5 ribaund tutturmuştu. Curry’nin kariyeri adına büyük bir talihsizlikti bu durum.

Bulls, 2005-2006 yazında Curry’yi takasla Knicks’e yolladı. Knicks ile geçirdiği ilk yıllar, Curry’nin kariyeri adına en harika yılları oldu. 5 sezon geçirdiği Knicks kariyerinde 20 sayı, 7 ribaund ortalamalarına kadar çıktı. Talihsiz sağlık durumunu geride bırakmış gibi duruyordu.

Fakat bu sefer de, Curry’nin fazla kilo problemleri göze batmaya başlamıştı. Her yeni sezona, fazla fazla kilo almış şekilde giriyordu ve bu durum, Knicks’in o dönem ki yeni koçu Mike D’Antoni’nin hiç hoşuna gitmemişti. D’Antoni, hızlı ve tempolu basketbol oynatan bir koçtu. Hızlı kilo alan ve bununla beraber sürekli sakatlanmaya başlayan Curry, Knicks’de ki son 2 sezonunda toplam yalnızca 10 maç oynayabildi.

Bu durum, Knicks’e aşırı zarar verdi. Çünkü Curry’nin kontratı fazlasıyla tuzluydu. Yılda 11 milyon dolar kazanıyordu Curry, hiç azımsanacak bir miktar değil.

2007 yılı ve sonrası ise tam anlamıyla bir facia. Silahlı soyguna yakalanması, cinsel taciz suçlamaları, eski kız arkadaşının cinayeti. Curry’nin basketbol hayatı iyice sekteye uğramaya başlamıştı. İnsanlar onun Basketbol hayatı yerine, özel hayatını konuşmaya başlamışlardı.

Son olarak 2011 ve 2012 sezonlarında sırasıyla Miami Heat ve Dallas Mavericks formaları giyen Curry, iki takımda da toplam yalnızca 16 kez forma giyebildi.

2- Shaquille O’Neal(163 Kilo)

Bu listenin Altın çocuğu Shaq Diesel. Kariyerinin başlarında, yani Orlando yıllarında endamının yanı sıra çok da atletik bir oyuncuydu. Yıllar geçtikçe, Shaq’in kiloları da artıyordu. Lakers döneminde epey kilo almış olmasına rağmen, atletizm ve hızından hiç kaybetmemişti. Karşısındaki oyuncuya adeta bez bebek muamelesi yapıyordu o yıllarda.

Başarılarla dolu yıllarından ardından, Phoenix Suns’a geldiğinde kilosu iyice dillere dolanmaya başlamıştı. Oyununu da etkilemişti esasında. Kilosu arttıkça, atletizmi de bir o kadar etkileniyordu.

Her ne kadar kariyerinin sonunda bir miktar düşüş yaşamış olsa da bu durum, onun NBA tarihinin en mükemmel ağır tankı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Yalnızca kariyerinden bahsetmeye kalksak, sayfalarca yazı yazmak gerekir.

1- Oliver Miller(170 Kilo)

Geldik, listenin birinci ismine. Oliver Miller, 1992 yılında Phoenix Suns tarafından 22.sırada draft edildi. Aşırı kilosuna rağmen, NBA’de 10 sezon geçirdi ve kenardan gelerek 7 sayı, 6 ribaund ortalamalarını yakaladı.

NBA kariyerinden sonra sırasıyla Yunanistan, Polonya ve İtalya liglerinde forma giydi. Son olarak 2003 sezonunda tekrar NBA’e geri dönüp 1 sezon Minnesota forması giydi ve basketbol kariyerini tam anlamıyla noktaladı. Oliver Miller ile ilgili en akıllarda kalan şey, Charles Barkley’in kendisi hakkında yaptığı şu yorumdu:

“Oliver Miller’ı zıplatıp ribaund aldırmak için, panyanın üstüne bir tane Big Mac koymak gerekir.”

NBA\'de Günün Sonuçları ve Maç Programı
NBA maç sonuçları ve TV programı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here