Los Angeles Clippers Kadro Analizi

202
Los Angeles Clippers Kadro Analizi
Los Angeles Clippers Kadro Analizi

Free Agent sezonunun açıldığı 1 temmuzdan beri çok önemli, çeşitli hadiseler oldu. Ama gerek sürecinden, gerek de performansından ötürü, en beklenen olay şüphesiz Kawhi Leonard’ın ne yapacağıydı. Süreci biraz uzatan ve karar vermesini dört gözle beklediğimiz o imza gerçekleşti. Kawhi Los Angeles’ın diğer takımı Clippers’ın yolunu tuttu. Bu konuda çok çeşitli varyasyonlar olduğu biliniyordu. Bunlar çeşitli iddialarla da desteklenmişti lakin, Kawhi’ı geçen sezonun ortasından beri yakın markaja alan, yaz döneminde adı diğer takımlara göre daha az geçen Clippers, Kawhi yarışını kazandı.

Final MVP’sini kadrosuna katan Clippers cephesinde kimse başka bir hamle beklemiyordu esasında. Çünkü piyasadaki superstarlar imzalarını atmış, yeni sezona hazırlanmaya bile başlamışlardı. Ama dahi bir GM olan Bay Logo, Jerry West, kömürlükten çekip bir elmas çıkarmayı başardı. OKC ile takas yoluna giden Clippers, bu sezon iyi oynayan Gallinari ve Shai Gilgeous Alexander’a ek olarak, gelecek yıllarda draft picklerini verip, bu senenin MVP adaylarından birini, Paul George’u kadrosuna katmayı başardı. Bu olaylar vesilesinde bir anda şampiyonluk potasının en üstlerinde kendine yer eden Clippers’ın şampiyonluk şansını, kadro yapısını ve uyumunu değerlendirelim.

Kawhi Leonard – Paul George Uyumu

Öncelikle alınan bu iki superstar bazı açılardan benzer özelliklere sahip. Isolation dediğimiz bire bir oyununu verimli bir şekilde oynayan, hücum yükünü tek başına çekebilecek oyuncuların başında geliyor NBA’de. Aynı zamanda gerek bireysel, gerek de takım savunmasında tam bir canavarlar. MVP’lik dışında Paul George, yılın savunmacısı ödülüne de adaydı bu sezon. Kawhi’nın da ne kadar iyi bir savunmacı olduğunu zaten geçmiş senelerden, ödüllerden de biliyoruz. Bu iki oyuncu birlikte yüksek verimlilik ile oynayabilir mi? Bu insanların aklındaki yegane sorulardan. Cevabı bence evet. Paul George, sabit bir şutör olarak da çok iyi. Yeri geldiğinde topu başkasına verip bu role bürünmekten çekinmiyor ve top paylaşmayı seven bir yapısı var. Leonard ise kendi basketbolunu takımdan bağımsız olarak, onları bozmayarak oynayabilen biri. Yani kimya olarak bazen birbirlerinin yoluna çıkabilecek bile olsalar, bu durumu çok rahat tolöre edebileceklerine şüpheniz olmasın. İki oyuncu da hem savunma, hem hücum superstarları ve bu özellik, inanılmaz değerli bir şey.

Yan Parçalar

Takımın diğer parçalarına geçelim. Daha önceki yazılarımda, Clippers’ın geçen sezon oynadıkları kollektif basketbolun ne kadar başarılı olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Yıldız oyuncusu olmadan, herkesi bazen yıldızlaştıran bu sistemin parçaları, tamamıyla yıldızlarla oynamaya yönelik parçalar. Hatta öyle ki, şampiyonluk hedefi olan takımlar, Clippers’ın neredeyse tüm oyuncularını takımlarında ister. Geçen sezon yüksek bir çıkış yakalayan Montrezl Harrell, enerjisiyle oyuna hareketlilik katan bir oyuncu. Deyim yerindeyse tam bir çaba oyuncusu. Bu durum da geliştirdiği bitiricilik özelliğiyle birleştiğinde, skor açısından hiç fena katkı almayacağınız bir oyuncu olmasını sağlıyor. Savunmada ve topsuz oyunda ise, bahsettiğimiz bu enerji faktörü sayesinde çok verimli işler yapıyor. İstatistiklere yansımayan katkılarını da, maçları izlediğinizde fazlasıyla hissediyorsunuz. Patrick Beverley ise tam bir Three and D dediğimiz savunma yapan şut atan oyuncu modelinin bayrak taşıyan gardlarından. Onun da Harrell gibi enerjisi, takıma zaman zaman bazı açılardan seviye atlatıyor. Karşı takımın gardını, zamanında Westbrook, Harden gibi oyunculara yaptığı gibi sinirlendirip, oyundan düşürebiliyor. Elit bir savunmacı, iyi bir şutör. Geçen sezonun ortasında, Lakers’tan takas yoluyla alınan Zubac ise tam bir Pick&roll uzunu. Bu klasik ve temel oyunda başarılı bir oyuncu olması, geçen sezonun ikinci yarısını da iyi geçirmesine sebep oldu. Wilson Chandler ise her şeyi biraz biraz yapmaya çalışan, iyi niyetli bir oyuncu diyebiliriz. Son dönemde verim alması zor bir oyuncu lakin, Rivers, geçen sene kısıtlı sürelerde fena işler yapmamıştı. Landry Shamet ise bir çoğumuzun yakından tanıdığı bir oyuncu. Geçen sezonun çaylağı olan Shamet, sık sık Furkan’a verilen süreleri kendisinin almasıyla gündeme gelmişti. İyi başladığı Sixers kariyerini, Clippers’a taşıdıktan sonra asıl sıçramayı yaptı ve topla oynayabilen, üst seviye bir şutöre dönüştü desek yanlış söylemiş olmayız. Gelelim takımın geçen sezonki liderine, yılın 6. Adamı seçilen Lou Willams da, tam bir klasik skorer. Lakin, George ve Leonard’ın gelişiyle, daha çok kenardan gelen beşteki ana oyuncu olacak. Bu ikiliyle birlikte oynadığı sürede de, her zamanki Lou’dan farklı bir oyun sergilemeli ve sabit şut özelliğini daha sık kullanmalı.

Donanımlı yan parçalar, bunları müthiş yöneten Doc Rivers ve onlara eklenen, oyunun iki tarafını da domine eden, 2 skorer Superstar. Bir MVP adayı, bir Finaller MVP’si. Gerçekten şairane ve izlemesi çok zevkli bir takım haline geldi Clippers. Sakatlıkların olmadığı bir senaryoda, kendileri başlıca şampiyonluk adaylarından. Kimya sıkıntısı çekeceklerini düşünmüyorum çünkü uyum için en uygun zemine sahip, kollektif anlayışa sahip bu takım. Jerry West’in ne kadar büyük bir GM olduğunu bir kez daha hatırladığımız bu FA dönemi, sizce onları Los Angeles’ın bir numaralı takımı haline getirdi mi?

Etiketleri Tıklayıp İlgili Yazılara Ulaşabilirsiniz.

Sitemizdeki En Popüler Etiketler

Fenerbahçe Beko - Anadolu Efes - LeBron James - Lakers - Warriors

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here