Derbide Cimbom Güldü; Fener Beklenenin Altında Kaldı

195
Derbide Cimbom Güldü; Fener Beklenenin Altında Kaldı

Abdi İpekçi’de ezeli rakibi Fenerbahçe Beko’yu konuk eden Galatasaray Doğa Sigorta, İstanbul derbisinden 83-64’lük galibiyetle ayrıldı. 2013-2015 yılları arasında taraftarın sevgilisi haline gelen Porto Rikolu guard Carlos Arroyo ve Ergin Ataman’ın da yerinden takip ettiği müsabakada Galatasaray, son periyottaki etkili oyunuyla fişi çekti. Böylelikle ligde namağlup ilerleyen Fenerbahçe Beko, 5. hafta itibariyle ligdeki ilk mağlubiyetini tatmış oldu.

Galatasaray cephesinde 20 sayı, 9 ribaunt, 4 asistlik performansıyla yıldızlaşan Greg Whittington galibiyette büyük pay sahibi oldu. Sarı-kırmızılılar kısa rotasyonundan da katkı almayı ihmal etmedi. Tai Webster – Aaron Harrison ikilisi mücadeleyi toplamda 31 sayı, 12 asistle tamamlarken yerli kısa rotasyonundaki Can Korkmaz (2/4 3PT isabeti) ve Yiğit Arslan (1/3 3PT isabeti) kritik anlardaki dış şutlarıyla takımını rahatlattı. Galatasaray’ın Tofaş’tan transfer ettiği 1996 doğumlu Yiğit Arslan, 17 dakikada 3 sayıda kalmasına rağmen aldığı 9 ribaunt ile uzunların yükünü hayli azalttı.

Öte yandan Fenerbahçe’nin en skorer ismi 16 sayıyla Fransız yıldız Nando de Colo oldu. 4 oyuncusundan (De Colo, Williams, Sloukas, Melih) çift haneli skor katkısı almasına karşın sarı-lacivertliler gerek savunmada gerekse hücumda istediği oyunu parkeye yansıtamadılar. Fenerbahçe adına maçın en ilginç enstantanesiyse Luigi Datome’nin oyuna girişi ve çıkışı arasında sadece birkaç top olmasıydı. Maç boyunca toplamda 2 dakika 43 saniye oyunda kalan İtalyan forvet, bu süre zarfında istatistik kağıdına herhangi bir ekleme yapamadı.

Maçın portresini çizecek olursak iki takımın üç sayı isabet yüzdeleri, kuşkusuz bakılması gereken ilk istatistik. Galatasaray’ın 23 denemede 12 isabet bularak ulaştığı %52.2’lik yüksek yüzdeye yanıt vermekte epey zorlanan Fenerbahçe mücadeleyi 5/21 dış sayı isabetiyle tamamladı. Obradovic’in öğrencileri maç boyunca bir dış atıcı aramasına karşın bir türlü aradığı şutörü bulamadı. Orta mesafe şutlarıyla Fenerbahçe’ye hayat öpücükleri veren Melih Mahmutoğlu, ekibine dış şut katkısı sunmak istese de müsabakayı 0/5 üç sayı isabetiyle tamamladı. Zaman zaman boş şutları bulan Derrick Williams da 1/5 üç sayı isabetiyle oynayınca sarı-lacivertliler yayın gerisinde zorlandı. Galatasaray’ın rakibine bariz üstünlük sağladığı başka bir alansa ribauntlardı. Galatasaray’ın maç boyunca aldığı 35 ribaunta karşılık Fenerbahçe 25 ribauntta kaldı.

Fenerbahçe’nin genellikle sezona yavaş girdiğini, sonrasındaysa vites yükselttiğini elbette çok kez tecrübe edindik. Hatta Final Four’un gediklisi haline gelinen sezonların başında da benzer şekilde dramatik mağlubiyetler alınmıştı:

2015 vs. Strasbourg (D)
2015 vs. Konya Basket (E)
2015 vs. Uşak Basket (D)
2016 vs. Baskonia (D)
2016 vs. Maccabi (D)
2016 vs. Unics Kazan (E)
2017 vs. Darüşşafaka (E)
2017 vs. Olympiakos (E)
2017 vs. Banvit (D)
2018 vs. Galatasaray (D)

Bu mağlubiyetlerden en akılda kalan ikisi muhtemelen 2016 yıllındaki iki mücadele: Baskonia ve Maccabi Tel Aviv deplasmanları. Zeljko Obradovic sezon sonu gelen EuroLeague şampiyonluğunun hikayesini anlatırken hep değinir Baskonia deplasmanına. 35 sayı fark yiyerek oldukça ağır bir mağlubiyet alan Fenerbahçe adeta topa tutulmuştu. Ardı arkası kesilmeyen eleştirilere rağmen dönemin başkanı Aziz Yıldırım, Obradovic’i arayarak destek mesajı vermiş ve kendisine inandığını belirtmiş. Yine şok bir yenilgi olan Maccabi deplasmanın ardından basın toplantısında Obradovic’e takımın krizde olup olmadığı sorusu yöneltilmişti. Coach ise gülerek “Evet hepimiz bu gece intihar edeceğiz” yanıtını vermişti.

Sonrası malum tabi: EuroLeague şampiyonluğu, Avrupa basketbolunda ekol olma… Tabi tarihin bu sezon da tekerrür edip etmeyeceği henüz belli değil. Dolayısıyla Fenerbahçe’de taşların yerine oturmadığını es geçmemek gerek. Peki Fenerbahçe’nin düşüşe geçen form grafiğinin altında ne yatıyor? Kadro planlamasında neler yanlış yapıldı? Tatlı sert eleştiriler, naçizane görüşlerle analiz edelim:

Bu sezon da kadro iskeletini koruma taraftarı olan Fenerbahçe, kesenin ağzını açtı ve Yunan oyun kurucusu Kostas Sloukas ile yıllık 2M Euro maaştan 3 yıllık sözleşme yeniledi. Luigi Datome (3 sene), Jan Vesely (3 sene) ve Bobby Dixon (2 sene) ise yeni sözleşme kapan diğer isimler. Belli ki Zeljko Obradovic kadro iskeletine yükselen yaş ortalamasına rağmen güveniyor. Evet, bahsi geçen bütün isimler büyük karakter sahibi. Ama kabul etmek lazım, hepsi de eski formundan uzak.

  • Kostas Sloukas geçtiğimiz günlerde EuroLeague’in son 10 senedeki en iyi beşine aday gösterildi. Şüphesiz büyük oyuncu. Babasını toprağa verişinden bir gün sonra İstanbul’a döndü, formayı sırtına geçirdi ve maça çıktı. Vefa hak ettiği su götürmez gerçek. Ama başka bir gerçek de şu: Sloukas dönemsel performanslara dayalı bir oyuncu. Geçen sezon nasıl formdayken Fenerbahçe’yi sayısız defa ipten aldıysa formsuz dönemlerinde takıma zarar veriyor. Bunu Fenerbahçe kariyerinde defalarca kez gösterdi. Yine de Fenerbahçe, kendisini kaybetmek istemedi ve yıllık 800 Bin € maaş alan Sloukas’ın maaşını yeni sözleşme teklifiyle yaklaşık 2 buçuk kat arttırdı. Benim sorum şu: Böyle tuzlu bir kontrat teklif edecek bütçe varsa neden ne vereceği garanti, daha istikrarlı bir oyun kurucuya gidilmedi? Örneğin Cory Higgins. Kendisi de aşağı yukarı aynı maaşı alıyor ve Fenerbahçe’nin Wanamaker’dan beri hasret kaldığı kalıplı kısa ihtiyacını karşılayabilecek, Sloukas’ın aksine De Colo’nun liderliğinde oynamaya alışık yıldız bir oyun kurucu. Bakınız Obradovic belki de kariyerinde hiç yapmadığı kadar sık 3 oyun kurucuya başvuruyor. Bu seneye kadar Obradovic çift oyun kurucuyu bile çok tercih etmez, Sloukas ve Bobby Dixon’ı aynı anda sahaya pek sürmezdi. Bu da parkedeki düzensizliğin habercisi. De Colo ve Sloukas’ın aynı anda oyunda olduğu anlarda momentum ve üretkenlik kayboluyor, düzen dışına çıkan zor toplar kullanılıyor. Suçlayıcı üslup takınmak istemesem de Sloukas liderliği De Colo’ya tam anlamıyla teslim etmeye hazır değil gibi.

  • Leo Westermann Fenerbahçe Beko’nun bu seneki yeni transferlerinden. Kendisi için 1 M € bonservis bedeli ödendi. Avrupa basketbolu için öyle küçük meblağ sayılmaz. Fenerbahçe sezonu açalı 10 maç oldu. “Westermann’ın takımdaki rolü ne?” sorusuna hala net bir yanıt yok. İstikrarlı skor katkısı bekliyorsanız boşuna beklemeyin, zira kendisi CSKA Moskova ve Zalgiris’te geçirdiği son 2 sezonda normal sezonu 4.6 ve 6.4 sayı ortalamalarıyla noktaladı. Kabul, bir oyun kurucuya göre 1.98 boyuyla kalıplı bir savunmacı. Fakat Sloukas’ın yerine alınabilecek Cory Higgins tarzı biri, kalıplı oyun kurucu noksanlığını zaten kapatırdı. Westermann için ödenen bonservisi kasada tutup uzun transferinde Stimac’tan daha kalifiye isimlere yönelmek, bana sorarsanız daha akıl karıydı. Zorlu fikstürde oyun kurucu bölgesine derinlik katmak isteyen Fenerbahçe Beko, sözleşmesi biten isimlerden en az Westermann kadar katkı verebilecek bir oyun kurucuyu rahatlıkla bünyesine katabilirdi diye düşünüyorum. F4 garantisi ve Obradovic etkisi, özellikle orta ölçekli takımlardaki oyuncuları ikna etmek için güçlü kozlar olmalı.

  • Vladimir Stimac parkedeki hırsından okunabileceği gibi kesinlikle iyi niyetli bir oyuncu. Obradovic’in ekibinde en dikkat ettiği hususlardan biri de bu zaten. Tecrübeli de. Fakat kumaşı? Bu noktada soru işaretleri var. Ayrıca Stimac’ın stiliyle Fenerbahçe’nin ihtiyacı olan uzunun stili uyuşmuyor. Stimac alçak postta zaman zaman ofansif bir opsiyon olarak düşünülebilir. Fakat ondan çember savunuculuğu beklemek hayalperestlikten öteye gitmez. Altını çiziyorum, Fenerbahçe’de elit savunmacı kısalar yok. De Colo, Bobby Dixon ve Kostas Sloukas vasat savunmacılar. Mike James, Shane Larkin tarzı ayakları hızlı ve bireysel yetenekleri ön planda hücum eden kısaların karşısında kalamıyorlar. Nitekim bu zaafın en son örneğini Milano deplasmanında gördük. Sergio Rodriguez Fenerbahçe kısalarının üzerinden adeta yorulmadan skor üretti. Fenerbahçe’nin Avrupa şampiyonluğu sezonunda bu zaafı Ekpe Udoh fevkalade kapatmıştı. Kelimenin tam anlamıyla çember savunucusu olan Udoh yardım müdafaalarında rakip kısaları etkili biçimde karşılayarak takım arkadaşlarının defolarını kapatmıştı. Üstüne üstlük Obradovic’in asla vazgeçmediği değişimli (switch) savunma sisteminde yüksek postta birebir kaldığı kısaların karşısında oldukça iyi durmuştu. Durum buyken Ekpe tarzı kısa karşısında kalabilen bir çember savunucusu almak yerine ayakları yavaş, çember savunmakta iyi olmayan Vladimir Stimac tercihi sorgulanmayacak gibi değil.





  • Jan Vesely de bir parantez açılmayı hak ediyor. Perde arkasında sakatlık sürecinde yaşananları bilemeyiz ama geçen seneki EuroLeague MVP’si ile bu seneki Vesely’nin uzaktan yakından alakası yok. Eskiden Fenerbahçe, merdiven hücumu dediğimiz 4’ten 5’e indirilen paslarla vs. uzunlarını hep aktif kullanırdı. Şimdiyse Pick & Roll’den başka uzunların dahil olduğu oyun oynanmıyor neredeyse. Çek yıldızın acilen toparlanıp top paylaşımına dahil olması gerek.

  • Gigi Datome NBA ekiplerinden Boston Celtics’ten Fenerbahçe’ye transfer olduğunda hem orta mesafe hem dış şut tehdidine sahip, yüksek posttan potaya drive edebilen, hem sırtı dönük hem de yüzü dönük oyunda etkili olabilen ofansif bir silahtı. İstatistikler de bunu destekliyor; Fenerbahçe’ye katıldığı 2015-16 sezonunda EuroLeague kariyerinin en yüksek sayı ortalamasına ulaşmış: 12.4 sayı. Sonraki sezonlarda da 9 sayı ortalamanın altına hiç düşmemiş. Bu sezonsa ilk 4 EuroLeague maçı itibariyle 5/16 saha içi isabetiyle 3.3 sayı ortalamasına sahip. Basketbol elbette skor üretmekten yahut istatistik kağıdını doldurmaktan ibaret değil, ancak maçların skor üreterek kazanıldığını hatırlamak lazım. Derbide Obradovic’in kendisine sadece 2 dakika 47 saniye müsamaha gösterdiğini de unutmayalım. Datome’deki form düşüklüğü görmezden gelinecek gibi değil.

  • Derrick Willams doğru transfer, yanlış takıma entegrasyon. Nando de Colo gibi o da kalitesini ispatlamış, yetenek tavanı oldukça yüksek bir yıldız. Ne var ki kendisi, Nicolo Melli’ye geçen sene biçilen rolde oynuyor sanki. Oysa ki Melli ve Williams apayrı profiller. Melli’yi Brose Bamberg gibi vasat bir takım değilseniz ana skor opsiyonun olarak düşünmezsiniz çünkü her maç eline bakarak oynayabileceğin bir uzun değil Melli. Kurulu düzenin pastadaki süsü olarak katkı vermeye daha müsait. Seti iyi oynarsınız, top döner 4 Out – 1 In oynuyorsanız şut atar; içeri drive eder. Pick & Pop oynar. Ama topu özellikle eline istemez. Derrick Williams ise topla yaşar. Melli’nin aksine top kullanmadan oyunun içinde kalamaz. Alçak postta topu ister, oynar, skor üretir. Yüksek postta topu ister, bomboşsa çekinmez atar; penetre eder, skor üretir. Ama o topu eline ister. Dolayısıyla Derrick Williams’ın takımdaki rolünün daha skora yönelik olması, özellikle Vesely’nin formsuz olduğu şu dönemde ilaç olur.

Deniz Sarıaslan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here