T-Mac’in Saygı Sınırlarını Zorlayan Çocuk: Luka Doncic

19
T-Mac'in Saygı Sınırlarını Zorlayan Çocuk: Luka Doncic

Hall of Fame oyuncu Tracy McGrady, All-Star oylamasında Stephen Curry, Kevin Durant ve James Harden gibi oyuncuların Luka Doncic’ten az oy almasını “saygısızlık” olarak nitelendirmiş.

Kusura bakma T-Mac fakat hiçte saygısızlık falan değil. Çocuk(!) bileğinin hakkıyla tıpkı Real Madrid’le kazandığı Euroleague şampiyonluğu gibi, anasının ak sütü gibi temiz bir şekilde bu ödülü hak etti. Bu çocuk öyle normal bir basketbolcu değil sevgili T-Mac! 12-13 yaşından beri Avrupa’nın en köklü takımlardan biri olan Real Madrid’in alt yapısında, bir sürü İspanyol gencinin arasından sivrilmeyi başaran bir Sloven. Görev aldığı tüm altyapı takımlarında üstün başarılar sağlayan, oynadığı ligleri ve turnuvaları kasıp kavuran bir yetenek. Bu sayede 16-17 yaşında Real Madrid Basketbol A Takımı’nda şans bulan ve bunu muazzam bir şekilde kullanarak bugünlere gelen bir basketbolcu, hepsinden önce çocuk yahu çocuk. Daha 19 yaşında.

Luka’yı Real Madrid’te parladığı ilk dönemden beri izleyen ve beğenen biri olarak bu yorumu çok saçma ve gereksiz bulduğumu dile getirmek istiyorum. T-Mac’in bahsettiği isimler için All-Star hafta sonu bir eğlence belki, belki değil ya kesinlikle öyle. Ama Luka için hayallerinin gerçeğe dönüşmesi. Hep TV’de veya oyun konsollarında yaşadığı heyecanın ete kemiğe bürünmüş hali. Bu oylar yazımın başında da söylediğim gibi; Euroleague MVP’si, Euroleague şampiyonu, Slovenya Basketbol Milli Takımı’yla EuroBasket şampiyonluğu yaşayan Luka Doncic için fazlaca helal.

“Madem bu kadar saygı ve dürüstlük peşinde olan bir HOF oyuncusun, neden Ben Simmons’ın Donovan Mitchell’dan çaldığı ROY ödülünden bahsetmiyorsun? Neden Ben Simmons’ın yaptığına saygısızlık demiyorsun?” diye sorması lazım birinin. Soramazlar. Amerikan medyası garip bir medya. Ben Simmons, LeBron tarafından fazlaca şişirildiği için ödülü de hak etmiş gibi göstermeleri çok normal. Ama gün gelir devran döner başka ödüller de Donovan Mitchell’a gider. MVP gibi. Neden bunun üzerinde bu kadar durduğumu hemen söyleyeyim. Donovan Mitchell, NBA parkelerine ilk kez adım atan ve üstün performans sergileyen biriydi. Ben Simmons ise 76ers ile tüm Amerika’yı karış karış gezen, soyunma odası havasını koklayan, parkeye resmi olmasa da ayak basan, oyunun nasıl oynandığını bizzat en yakından izleyen yani NBA’in içinde koca bir sezon geçiren çaylaktı. Tabi buna çaylaklık denilirse. Tek eksiği sakatlık sebebiyle forma giyemeyişi oldu ama her yerde her saniye bulundu, göründü, belki de maç içi bir destekle galibiyette rol aldı.

Donovan Mitchell bunların hiçbirinde rol almadı çünkü o yıl üniversitedeydi. Daha sonra Louisville Üniversitesi’nden mezun oldu, 2017 NBA Draft’ında Denver Nuggets tarafından 13. sıradan seçildi ve Trey Lyles karşılığında Utah Jazz’e takas oldu. Sonrasında gelişen hikayeyi hepiniz biliyorsunuz zaten. Sezon içi mükemmel smaçlar, el yakan üçleri korkusuzca kullanması, takımını playoff’a taşıması ve daha niceleri. Utah Jazz, Gordon Hayward sonrası kaybettiği yıldızına hatta bana göre “Jazz’i Heat olarak düşünürsek Dwyane Wade’ine” kavuştu.

Olay nereden nereye geldi fakat şunu söylemek istiyorum; T-Mac gibi bir efsanenin “etrafa hoş görünme adına” verdiği bu demeç ciddi anlamda yakışmadı. Belki de son dönemde Avrupalı oyuncuların yükselen grafiği onu rahatsız etmiş olabilir, bilemeyiz. Şahsen benim, hayatın her alanında inandığım ve gençlere basketbol sevgisini aşılamaya çalışırken bir ağabey tavsiyesi olarak söylediğim bir şey vardır;

“Ne yaparsanız yapın, ne olursanız olun, kim olursanız olun; ADALETLİ VE İYİ NİYETLİ olun.”

Etiketleri Tıklayıp İlgili Yazılara Ulaşabilirsiniz.

Sitemizdeki En Popüler Etiketler

Fenerbahçe Beko - Anadolu Efes - LeBron James - Lakers - Warriors

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here