Salı, Ekim 27, 2026
Ana Sayfa EuroLeague Yeni Bir Maçtan Fazlası, Bir Süreklilik (Fenerbahçe Beko vs Baskonia)

Yeni Bir Maçtan Fazlası, Bir Süreklilik (Fenerbahçe Beko vs Baskonia)

Nando De Colo

23 Ocak Cuma akşamı İstanbul’da oynanan Fenerbahçe Beko – Baskonia maçı, ilk bakışta “rutin bir iç saha galibiyeti” gibi durabilir. Dolu tribün, yüksek tempo ve üçüncü çeyrekte kopan bir maç… Ama bu karşılaşma, Fenerbahçe’nin bu sezon neye dönüştüğünü bir kez daha gösterdiği gecelerden biriydi.

Bu maçın hikâyesi skorla değil, sabırla başladı.

İlk periyot karşılıklı basketlerle geçti. Baskonia oyunda kaldı, Fenerbahçe acele etmedi. Ne rakibi boğmaya çalıştı ne de temposunu yükseltmek için zorladı. 21–20’lik ilk çeyrek, iki takımın da birbirini tarttığı bir bölüm gibiydi. Kim neyi ne kadar kaldırabiliyor, kim nerede kırılıyor… Bu soruların cevabı hemen gelmedi, gelmesine de gerek yoktu.

İkinci çeyrek, Fenerbahçe’nin maçı nasıl oynamak istediğini daha net gösterdiği bölümdü. Savunma sertleşti ama kontrol kaybolmadı. Hücumda top dolaştı, doğru şutlar seçildi. De Colo’nun oyunu sakinleştiren dokunuşları, Horton-Tucker’ın fiziksel gücüyle birleşince fark yavaş yavaş açıldı. Devre 42–38 bittiğinde skor hâlâ maçtaydı ama oyunun yönü değişmişti.

Asıl kırılma üçüncü çeyreğin ortasında geldi.

Baskonia 42–41’e kadar yaklaştı. O an, bu sezon Fenerbahçe’nin defalarca sınandığı bir an. İşte tam orada, bu takımın geçen yıldan kalan bir alışkanlığı devreye girdi: karar verme netliği. Ne panik, ne hızlanma. Bir savunma, bir hücum, bir doğru eşleşme…

13–0’lık seri zorlanarak geldi. De Colo’nun arka arkaya bulduğu sayılar, Horton-Tucker’ın potaya sert gidişleri, Tarık Biberovic’in sahaya yaydığı şut tehdidi… Ardından Wade Baldwin’in oyuna ağırlığını koyması. Üçüncü periyot bittiğinde skor 69–50’ydi ama asıl fark, Baskonia’nın oyun içindeki çözülmesiydi.

Bu bölümde Fenerbahçe sadece sayı bulmadı; rakibin inancını da aldı.

Dördüncü çeyrek formalite gibi oynandı ama orada bile kontrol elden bırakılmadı. Fark 28 sayıya kadar çıktı. Baskonia son bölümde 18–0’lık bir seri yakaladı, skor 10 sayıya indi. Bu, istatistiklere “geri dönüş denemesi” olarak geçer. Sahada ise başka bir şey vardı, Fenerbahçe’nin bu tip anlarda oyunu yeniden sakinleştirebilme becerisi. Son sözü Melih Mahmutoğlu’nun üçlüğü söyledi ama maç çoktan bitmişti.

Bu galibiyetin merkezinde tek bir isim yazmak kolay ama eksik olur. Talen Horton-Tucker 21 sayı, 8 ribaundla öne çıktı, evet. Ama bu maçta asıl fark yaratan şey, rollerin netliğiydi. Kim ne zaman sorumluluk alacak, kim oyunu tutacak, kim hızlandıracak… Bu takım artık bu soruları maç içinde sormuyor, biliyor.

Sarunas Jasikevicius’un maç sonu sözleri de bunu doğruluyordu. 20 top kaybıyla kazanılan bir maçtan memnun olmaması tesadüf değil. Çünkü bu takım, kazandığı maçlarda bile eksik arıyor. Bu da onları sıradan bir kazanan olmaktan çıkarıyor.

Fenerbahçe şu anda ligin zirvesine tırmanırken şunu gösteriyor: Bu başarı bir seri değil, bir alışkanlık. Son 15 maçta 13 galibiyet… Bu tesadüfle açıklanmaz. Bu, sezon boyunca taşınan bir disiplinin sonucu.

Baskonia cephesinde tablo daha net. Mücadele var ama süreklilik yok. Maçın belli bölümlerinde oyuna tutunabiliyorlar ama tempo yükseldiğinde cevap vermekte zorlanıyorlar. Bu salon, özellikle üçüncü çeyrekten sonra, karar vermekte tereddüt eden takımları affetmiyor.

Bu maç geride kaldı. Ama Fenerbahçe için takvim durmuyor.

29 Ocak akşamı, bu kez sahne başka bir hikâyeye açılacak. Fenerbahçe – Efes derbisi. Biri düzeniyle, diğeri arayışıyla gelecek. Ve bu maçta kim kazanırsa kazansın, kazananın skordan çok oyun aklı olacağı şimdiden belli.

Çünkü bu şehir artık sadece kazananı değil, nasıl kazandığını da izliyor.

Yazar: Mir Demir Demirer

EuroBasket 2025



NBA'de Günün Sonuçları ve Maç Programı

NBA maç sonuçları ve TV programı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Are you human? Please solve:Captcha