Derbiler sadece skorlarla değil, hikayelerle hatırlanır. Bu kez o hikâyenin adı Tarık Biberovic oldu. Galatasaray MCT Technic ile Fenerbahçe Beko’nun karşı karşıya geldiği bu mücadele, baştan sona nefes kesen bir dengeyle geçti. Her iki takım da oyunun içinde kalmak için büyük efor sarf etti.
Galatasaray cephesinde Errick McCollum’un yokluğu hücum dengesini doğrudan etkiledi. Bu eksiklikte Will Cummings ve James Palmer oyunun hem top yönlendirici hem skor yükünü taşıdı. Ancak rotasyonun darlığı maç ilerledikçe fiziksel olarak etkisini gösterdi. Fabian White pota altında denge kurmaya çalıştı, fakat Freddie Gillespie’nin faullerle oyun dışı kalması, boyalı alan savunmasında ciddi bir direnç kaybına yol açtı. Hücumda doğru pas istasyonlarını bulmakta zorlanan Galatasaray, dış atışlardaki düşük isabet oranı nedeniyle maçı çevirecek momentumu bir türlü yakalayamadı.
Yine de, kenardan gelen Buğrahan Tuncer oyuna farklı bir enerji kattı. Hem savunmada elini her topa soktu hem de hücumda kritik dış atışlarla takımını diri tutmaya çalıştı. Ancak bu çabalar, Galatasaray’ın aradığı ivmeyi yakalamasına yetmedi.
Fenerbahçe tarafında ise geniş rotasyonun konforu maçın hikâyesini belirleyen faktörlerden biriydi. Zaman zaman set temposunda aksasalar da, dış atış yüzdesindeki istikrar ve top paylaşımındaki denge fark yarattı. Wade Baldwin beklenen skor katkısını yapamasa da takımın üretkenliği yüksek kaldı.
Ve derbinin son sözü: Tarık Biberovic.
Üretkenliğiyle sadece skoru değil, maçın ruhunu da belirledi. Kritik anlarda eline aldığı her top, Fenerbahçe’nin nefesini tazeledi. Soğukkanlılığı, savunmadaki pozisyon bilgisi ve dış atışlardaki netliğiyle derbiyi adeta kendi hikâyesine dönüştürdü.
Galatasaray’ın mabedinde bir yıldız parladı…
Ve o yıldızın adı Tarık Biberovic’ti.
Eda Tuana BALÇIK



























