Pazartesi, Ekim 26, 2026
Ana Sayfa EuroLeague Ses İstanbul’dan Geldi! (Barcelona vs Fenerbahçe Beko)

Ses İstanbul’dan Geldi! (Barcelona vs Fenerbahçe Beko)

Barcelona genelde sessizdir. Tribün düzenlidir, reaksiyon kontrollüdür.

Bu kez öyle olmadı.

Daha ısınmada fark edildi. Arenanın dört bir yanında sarı-lacivert formalar vardı. Türkçe tezahüratlar yükseliyordu; net, kararlı, çekinmeden. İspanyollar kelimeleri anlamadı belki ama ritmi anladılar. Davullarla, alkışlarla eşlik ettiler. Salon alışık olmadığı bir enerjiyle doldu.

Sarunas Jasikevicius sahaya adım attığında alkış koptu. Barcelona’da bıraktığı izin hâlâ silinmediği belliydi. Bu alkış sadece bir selam değildi, geçmişle bugünün aynı anda hatırlanmasıydı.

Maç, eski bir Fenerbahçeli olan Wesley’nin ilk basketiyle başladı. Küçük bir detay gibi durur ama derbilerde, büyük maçlarda o ilk sayı bir eşik olur. O eşikten sonra düello başladı.

Barcelona, Fenerbahçe’yi iyi çalışmıştı. Savunmada ne yapacaklarını biliyorlardı. İlk bölümde Fenerbahçe’nin setlerine hazırlıklıydılar. Hücumda ise ağırlıklı olarak pick-and-roll üzerinden gitmeyi seçtiler. Oyun planı netti. Ta ki Fenerbahçe oyunu daha sistemli oynamaya başlayana kadar.

Talen Horton-Tucker daha ilk dakikalardan itibaren ağırlığını koydu. Sadece sayıyla değil, beden diliyle. Oynadıkça tribünle bağ kurdu, tribün yükseldikçe Fenerbahçe sertleşti. Ritmi soğutmak için 6:18’de Barcelona molaya gitti ama geç kalınmıştı.

Tarık Biberovic, Barcelona sahasının üç sayı çizgisini sevmişti. Ritmini buldu. Baldwin’le birlikte dışarıdan ve boyalı alandan gelen sayılar, Barcelona savunmasının eşleşmelerini bozdu. İlk çeyrek 29–14 bittiğinde tablo netti:

Fenerbahçe ritmini bulmuştu, Barcelona o ritmi yakalamaya çalışıyordu.

İkinci çeyrek Barcelona adına daha bilinçli başladı. Ders alınmıştı. Oyun daha dengeliydi. İki takım da kolay basket bulamadı. Setler durdu, bire birler arttı. Bu durgunluğu bozan yine Fenerbahçe oldu. Calathes’in üçlüğüne hemen cevap geldi. Faullerin arttığı, oyunun sık sık kesildiği bir çeyrek izledik.

Fenerbahçe savunmada setleri bozuyordu ama bire birlerde zaman zaman zorlandı. Buna rağmen oyunun kopmasına izin vermedi. İlk yarı 53–41 bitti. Öne çıkan şey skor değildi; Fenerbahçe’nin her sallandığında geri ritme dönebileceği bir alan yaratmış olmasıydı. On sayılık fark bunun sigortasıydı.

Üçüncü çeyrek daha yavaş oynandı. Daha kontrollü. Barcelona kovalıyordu, Fenerbahçe mesafeyi koruyordu. Maç kopmuş sayılmazdı ama ilk çeyrekten beri oyunun hükmü el değiştirmemişti. Fenerbahçe öndeydi ve bunu acele etmeden taşıyordu.

Son periyot gerilimle başladı. Barcelona ritim buldu. Fenerbahçe yorulmuştu. Hücumlar sertleşti, tempo düştü. 4:27 kala Saras molayı aldı. Skor 78–69’du. Ardından fark 3:46’da 78–73’e indi. Barcelona senkron oynuyordu. Baskıyı artırdı.

Son bir dakikaya girildiğinde fark beşe kadar indi. Fenerbahçe savunmada sertleşti. KPJ’in kaçan serbest atışları son 53 saniyede tribünü tedirgin etti ama sahadaki denge bozulmadı. 47.7 saniye kala fark 81–76’ydı. Çember korundu.

Barcelona son nefesine kadar gitti. 27.8 saniye kala skor 81–78 oldu. Tam saha baskı, ikili sıkıştırmalar… Topu yedirip süreyi eritmeye izin vermediler. Ama Fenerbahçe bu kez oyunu bırakmadı. Soğukkanlı kaldı. Farkı korudu.

Maç 82–78 bitti.

Bu, kolay bir deplasman galibiyeti değildi.

Bu, atmosferi tersine çevirerek kazanılmış bir maçtı.

Barcelona’da oynandı ama ses İstanbul’dan geldi.

Ve bazen basketbolda kazanmak, sadece sayı atmaktan değil, oyunu taşıyabilmekten geçer.

Mir Demir Demirer

EuroBasket 2025



NBA'de Günün Sonuçları ve Maç Programı

NBA maç sonuçları ve TV programı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Are you human? Please solve:Captcha