Son Periyot: NBA, Euroleague ve Tüm Basketbol Haberleri

The Gap Theory: Modern Basketbolun Görünmez Algoritması

Yaratılış (Genesis)’teki “Gap Theory” (Boşluk Teorisi), Tanrı’nın iki yaratım arasındaki gizemli aralığı açıklamaya çalışmış ancak hiçbir zaman tam olarak kabul görmemiştir. Ancak, bugün NBA’de “Gap Theory”nin saha versiyonu, modern basketbolun görünmez algoritması olarak adlandırılmakta ve başarılı bir şekilde işlemektedir. Bu yazıda, NBA takımlarının hücum anlayışının nasıl evrildiğini, bu evrimin istatistiksel dayanaklarını ve “Gap Theory”nin modern basketboldaki stratejik gücünü inceleyeceğiz.

3, 2’den Büyüktür: Basketboldaki Matematiksel Devrim

Basketboldaki devrimlerden belki de en büyüğü 3 sayının 2 sayıdan daha değerli olduğunu kavramak olacaktır. Bu konuya bir de istatistiksel veriler ışığında bakalım.

Grafikte ki bilgiler ışığında, 2014 yılından itibaren istikrarlı bir şekilde maç başına 3 sayı atışı denemesi artmıştır. Mavi çizgi 3’lük denemelerini ve kırmızı çizgi ise sezonların 3’lük ortalamasını gösterir. Bu trendin başladığı yıllar,  San Antonio Spurs ve Golden State Warriors ekiplerini akla getirmektedir. Warriors özelinde bakacak olursak, “Splash Brothers” ikilisi Stephen Curry ve Klay Thompson, tarihin en iyi şutörleri talihe bakın ki aynı dönemde, aynı takımdaydı ve ardı ardına üçlük rekorları kırıyorlardı. Fakat Warriors bu ikiliden ibaret değildi. Savunma bakanı Draymond Green ile birlikte takımın Büyük Üçlüsü, toplamda 4 yüzük kazandı.

Steve Kerr’ün oyun felsefesi kontrollü kaostu. Statik ve geleneksel hücum setlerinden daha çok, topun dolaştığı, perdelerin ve “cut”ların türevlerinin doğru hücum pozisyonu bulanana kadar durmadan yapıldığı oyunlardan ibaret. Bana kalırsa bu oyun felsefesi, bu yazının içeriğini oluşturacak olan “the GAP Theory”nin temelleri atmaktaydı.

Nedir Bu Boşluk Teorisi?

Bu hücum anlayışında amaç, savunmada boşluklar yaratmak ve  toplu oyuncunun bu boşluklara penetre edebilmesini sağlamaktır. Yani, yarı saha geometrisini spacing açısından optimize etmektir. Topu ve oyuncuları en doğru şekilde konumlandırmaktır. Teoride, penetre ettiğin boşluk ne kadar büyükse o kadar yüksek ihtimalle hücum başarılı sonuçlanacak. Günümüzde NBA takımlarının çok sık bir şekilde kullandığı sistem üzerinden bu teoriyi inceleyelim. 

5 Dış Oyuncu Sistemi 

5 Dış Oyuncu (5-Out), bu sistemde savunma boyalı alandan üçlük çizgisine kadar çekilir ve geleneksel pota altları egale edilir. Yarı saha geometrisi düşünüldüğünde orta alan uygun aksiyonlar sonucunda top koşturmalık duruma geçer. NBA oyuncularının artık pozisyon farketmeksizin çoğunun keskin şutörler olduğunu biliyoruz. Bu yüzden, bu sistemde herkesin şut tehdidi 3 sayılık konumda maksimize edilir. Uygun pozisyon yakalanırsa ceza kesilir. Hücum sekansının ilerleyen saniyelerinde daha büyük boşluklar oluşturmak adına yarı saha yerleşimi optimize edilir.

Tek Boşluk (Single Gap): İki hücum oyuncusunun birbirine tek paslık uzakta olmasıdır. 5-out sisteminin başlangıcıdır. Amaç, çift paslık boşluk ve üç paslık boşluğu yaratmaya çalışmaktır. Çünkü, açık bir şekilde, tek paslık boşluklar iki ve üç paslık boşluklara göre daha küçük alanlara sahiptir ve bu hücum anlayışının merkezindeki “büyük boşluklara hücum etmek” amacına ters düşer. NBA takımlarının 5-out hücumunu izlerken iki şeyi akılda tutmak önemlidir. İlki, NBA sahası diğer standartlara göre daha büyüktür, bu da tek boşlukların doğal olarak daha büyük olduğu anlamına gelir ve ikincisi oyuncuların artık birer şutör klasında olduğudur. 

Çift Boşluk (Double Gap: İki hücum oyuncusunun birbirinden iki pas uzakta olması veya iki oyuncu arasında çevre boyunca açık bir alan olmasıdır. Oyuncuların perimetrede ve köşelerde boşluklar oluşturduğu 4- out, perimetredeki oyuncu ile köşedeki oyuncu arasında çift boşluk oluşturur. Toplu oyuncu ne zaman çift paslık boşluk bölgesine hücum ederse o kadar avantajlı bir sonuç elde edebilir. 

İki ve üç paslı boşluklar yaratabilmek için, özelikle 2 ve 4 numaralı oyunculardan arka kapı koşuları, köşe(corner) koşular, “hand-off”lar, hayalet perdeler, 45 “cut”lar beklenir. Bu sisteme de “3 Guard Game” yani 3 Gardlı Oyun denir. Nedeni, 5 ve 3 numaralı oyuncuların spacing’i sabit tutarak yardım savunmacılarını ikilemde bıraktırmasıdır. Eğer savunmacılar, içeriye doğru penetre edildiği takdirde yardıma gelirse köşedeki 3 ve 5 numaralı oyuncular topla buluşup 3’lük cezasını kesebilir. Eğer yardıma gelmezse bu seferde içeriye doğru penetreye izin verirler. Veya Savunmacının gözü topta olduğu ihtimalde 3 ve 5 numaralı oyunculardan arka kapı koşunu görecekler. Aslında bakıldığı zaman bir algoritmadan bahsediyoruz: “Eğer böyle olursa şunu yap, eğerki şöyle olursa bunu yap…”. Bir diğer önemli faktör ters eşleşmeler yaratmak ve bu avantajlardan yararlanmaktır. Eğer ki hızlı bir gard oyuncusu, bu aksiyonlar sırasında, uzun savunmacıyla baş başa kalmışsa hız avantajını değerlendirir. Veya Uzun oyuncu post-up’da kendisinden kısa bir savunmacıyla kalmışsa büyüklük avantajını değerlendirir. Yani, bu tür ters eşleşmelerden avantajlar kazanmak ve bunların üzerine gitmek bir diğer önemli faktördür. 

Sonuç 

Aslında bu teori dallanıp budaklanmaktadır ama konuya giriş olması açısından bence bu kadarı yeterlidir. Bu teoriyi faaliyetini bugün izlediğimiz her hangi bir NBA maçında net bir şekilde gözlemleyebiliriz. Bu teoriyi en iyi uygulayan ekiplerden biri şüphesiz Oklahoma City Thunders. Hücumlarında bir kaos varmış gibi gözükür ama aslında bir algoritmaya sahip. Sürekli iterasyonda olan bir makineyi çağırıştırmaktadır.  

Exit mobile version