Son Periyot

Son 10 Yılın Draft Kumarlarında En Başarısız Takımları

Son 10 Yılın Draft Kumarlarında En Başarısız Takımları

Philadelphia 76ers

76ers ekibi, her ne kadar son 2 sezonu başarılı geçirmiş olsa da 2017 öncesi dönemini hatırlamamak elde değil. 2010-2017 arası 76ers dönemine baktığımızda tonlarca şanssızlık ve basiretsizlik görüyoruz. Draft seçimleri hiç fena değil esasında. Fakat, gel gelelim bu oyuncuların birçoğu, NBA kariyerlerine sakatlıklarla boğuşarak giriş yaptı.

Şu anki başarılı Sixers nüvesinin iki altın çocuğu Ben Simmons ve Joel Embiid, bu durumun en iyi iki örneği olabilir. 2014 draftlarında 3. sıradan seçilen Embiid, sağ ayağındaki ciddi sakatlığından ötürü 2 sezon boyunca hiç maça çıkamadı. Keza, Ben Simmons da aynı şekilde ayak sakatlığından dolayı 2016 sezonunda hiç forma giyemedi.

Günümüzde Orlando Magic forması giyen, Sixers’ın 2017 draftı 1. sıra seçimi Markelle Fultz da omuz sakatlıklarından nasibini almış ve takımına doğru düzgün katkı sağlayamadan gitmişti. Jahlil Okafor, Michael Carter-Williams gibi isimler de seçildikleri yılların en iyi çaylakları arasındaydı. Hele ki MCW’nin bir ilk kariyer maçı vardır ki,  o maçta Heat’e karşı 22 sayı 12 asist 7 ribaund ve 9 top çalma gibi akıl almaz bir istatistikle Quadruple Double’a göz kırpmış. Fakat o sezondan sonra sakatlıklarında etkisiyle istikrarı epey düşerek ortalama altı bir oyuncuya dönüşmüştü.

Oynadıkları en kötü kumar Evan Turner oldu bence. 2010 draftında John Wall’ın hemen arkasından 2. sıradan seçilen Turner, kariyeri boyunca hiçbir zaman beklenen etkiyi yaratamadı ve ortalama seviye bir oyuncu olarak kaldı.

Geçtiğimiz sene 20. sıradan Matisse Thybulle’u takıma kattılar ki, 1. round’un orta sıralarından alınabilecek en değerli oyuncuyu aldılar. Savunmasıyla ve enerjisiyle takımına artı değer katan bir oyuncu oldu.

Milli gururumuz Furkan Korkmaz’da 2016 draftında Sixers tarafından 26. sıradan seçilmişti. Çaylak senelerini çalışarak, yeteneklerini bileyerek geliştiren yıldızımız, bu sezon çalışmalarının meyvelerini fazlasıyla aldı ve takımın en değerli parçalarından biri haline geldi.

Minnesota Timberwolves

Son 10 yılın en başarısız takımlarından biri şüphesiz ki Timberwolves. İlk 10 sıradan yapılan seçimler konusunda Karl Anthony-Towns ve Andrew Wiggins hariç neredeyse hiç başarıları yok.

2010’da 4. sıradan Wesley Johnson’ı seçmişler. 10 yıllık kariyeri boyunca 10 sayı ortalaması göremedi. Sahadaki nispeten statik oyun stilinin de etkisiyle hep vasat bir oyuncu oldu. Kendisi şu sıralar Panathinaikos bünyesinde bulunmakta ve NBA takımları tarafından tercih edilmiyor.

Günümüzde Fenerbahçe forması giyen Derrick Williams, 2011 draftında Timberwolves tarafından 2. sıradan seçilmiş. Atletik özellikleriyle öne çıkan, patlayıcı, enerji dolu bir oyuncu. Fakat eğer ilk 10 sıradan seçilmiş bir oyuncuysanız, beklenti her zaman çok büyük oluyor. Williams’ın bu beklentinin altında kaldığını düşünüyorum. Nitekim şansını Euroleague ve Avrupa’da denedi ve gayet başarılı oldu.

2014’de Kevin Love ile yolları ayırıp 1. sıra draft hakkını elde ettiler ve o zamanların yeni LeBron’u olarak lanse edilen Andrew Wiggins’i takıma kattılar. Olumlu bir takas mıydı? Bu epey tartışmalı bir konu. Wiggins, her ne kadar istatistik kağıtlarını başarılı bir şekilde doldurmuş olsa da bence asla bekleneni veremedi. İstikrar konusunda sıkıntılıydı ve liderlik ruhunu benimseyemiyordu. Bu takıma bir lider lazımdı.

Derken 2015 yılında 1. sıradan KAT’ı takıma dahil ettiler. Şu son 10 yılda yaptıkları en iyi işi yaptıklarını söyleyebilirim. Liderliği her ne kadar tartışılsa da o seneki draft’ta çekebilecekleri en iyi oyuncuyu çektiler. Eğer önümüzdeki yıllarda bir başarı sağlanacaksa, KAT’ın bu başarıda payı büyük olacak bence.

Kris Dunn konusu epey ilginç. 2016 draftının 5. sırasında seçildiğinde kimse şaşırmadı. Çünkü herkes yeni tip Russell Westbrook bekliyordu. Fakat o da ne? 78 maça çıktı ve 4 sayı ortalamada kaldı. Sonraki sene Bulls’a gitti ve orada ortalaması 13 sayıya kadar çıktı ve savunmadaki özverisiyle ön plana çıktı. Demek ki sorun Timberwolves’un ta kendisindeymiş

2017 draftının en iyi oyuncularından biri olan Finlandiyalı genç yıldız Lauri Markkanen, esasında 7.sıradan Timberwolves’un seçimi. Fakat Markkanen’i takaslayıp, yerine 16. sıradan Justin Patton’ı takıma katıyorlar. Patton, sakatlıklarından dolayı Timberwolves ile sadece 4 maça çıkabildi ve ardından Thunder’a takas edildi. Lauri Markkanen ise Bulls’un yeni genç çekirdeğinin en değerli parçalarından biri haline geldi.

Detroit Pistons

Aslında son 10 yılda draftta seçtikleri oyuncular hiç fena değil. Sorun şu ki, seçtikleri birçok oyuncuyu takımlarında kullanamadılar. Giden oyuncular, gittikleri takımın vazgeçilmez oyuncuları haline geldi.

Bu duruma en güzel iki örnek Khris Middleton ve Spencer Dinwiddie. 2012 draftında 39. sıradan Pistons tarafından seçilen Middleton’ın ekmeğini Milwaukee Bucks yedi. Pistons ile ilk sezonunda 6 sayıda kalan Middleton, Bucks’a gittiğinde All-Star seviyesinde, verimli bir istikrar makinesine dönüştü. Spencer Dinwiddie ise 2 senelik Pistons kariyeri boyunca 10 dakika süre alan bir bench oyuncusuyken, Brooklyn Nets’e geldiğinde takımın en sürükleyici oyuncularından birine dönüştüğünü görüyoruz. Üstelik o da 2014 draftı 39. sıra seçimi.

Greg Monroe’lar, Brandon Knight’lar, Stanley Johnson’lar. Hepsi Pistons’ın ilk 10 seçimleri. Brandon Knight belki bu listenin biraz dışında tutulabilir. Pistons ile geçirdiği 2 senenin ardından Bucks ve Suns’da neredeyse All-Star seviyesine yaklaşmıştı.

Son 10 yılda yaptıkları en iyi draft seçimi şüphesiz Andre Drummond oldu. 2012 yılında Pistons tarafından 9. sıradan seçilen Drummond, pota altı ribaund canavarlığını bambaşka bir seviyeye taşıdı ve takımına yıllarca liderlik etti. Tabi sonradan kendisi bedavaya gitti denebilecek şok edici bir takasla bu sezonun yarısında Cavaliers’ın yolunu tuttu.

Luke Kennard’da gayet güzel hamle. Kendisi 2017 draftı 12. sıra seçimi. Henüz en üst seviye halini göremedik ama ilerleyen yıllarda çok elit bir şutöre dönüşüp adından söz ettireceğine inanıyorum.

 Phoenix Suns

Geride bıraktığımız 10 yılda Suns’ın güneşini maalesef bir türlü hissedemedik. Draft hüsranları ve başarısızlıklarla geçmiş, kara bulutlarla kaplı bir 10 yıl karşılıyor bizi Suns cephesinde. Bir kez bile playoff’a giremediler.

2012’de Kendall Marshall, 2013’te Alex Len, 2016’da Dragan Bender ve 2017’de Josh Jackson. Bu isimlerin hepsi Suns’ın başarısız kumar seçimleri. Hele ki Josh Jackson tam bir hayal kırıklığı. 2017 draftını takip edenler iyi hatırlar. Draftın en heyecanla beklenen oyuncularından biriydi. Fakat kumaşın boyası tutmadı ve Grizzlies’e yollandı.

Devin Booker ve DeAndre Ayton ikilisine uyum sağlayabilecek bir takım yaratma çabasındalar. Bunu henüz başarabilmiş değiller ve ellerini sıkı tutmaları lazım. Devin Booker, yıllar süren başarısızlıktan ötürü takımla ipleri koparabilir.

Sacramento Kings

Yalnızca son 10 yılın değil, son 15 yılın en içler acısı takımına geldi sıra. Tam 15 yıldır play-off yüzü göremediler. 2016 yılına kadar yaptıkları draft ve takas hamleleri ile taraftarlarına adeta saç baş yoldurdular.

2010’da 5. sıradan Demarcus Cousins’ı ve 2011’de 60. sıradan Isaiah Thomas’ı takıma dahil ederek on numara iş yaptılar. 2012’de Thomas Robinson’ı 5. sıradan seçip Cousins ile pota altını darmaduman etmeyi umdular. Fakat Robinson, asla beklenen seviyeye çıkamadı ve başka bir takıma takaslandı.

2013’te yeni Ray Allen olarak lanse edilen Ben Mclemore’u 7. sıradan draft ettiler. Smaç yarışması performansı dışında kayda değer bir şey yaptığı söylenemez. Nitekim 4 sezon sonra takaslandı.

Kolej kariyerinde yaptığı sükse ile adından söz ettiren 2014 draftı 8. sıra seçimi Nik Stauskas, adeta ellerinde patladı. O da Kings ile geçirdiği 1 sezonun ardından takaslandı.

2015’te takımda Cousins gibi yıldız bir pivot varken, 6. sıradan Willie Cauley-Stein’ı seçtiler. Üstüne bir sonraki yıl 13.sıradan pivot Georgios Papagiannis draft edilince Cousins’ın iyice tepesi attı ve takımla arası kötüleşti. Bunun sonucunda Cousins, sezon ortasında Pelicans’ın yolunu tuttu.

2017’den bugüne baktığımızda ise, fazlasıyla olumlu hamlelerin geldiğini görüyoruz. Harry Giles, DeArron Fox, Bogdan Bogdanovic ve Marvin Bagley gibi genç yetenekler, takımın günümüz çekirdeğini oluşturuyor. Kim bilir, yıllarca başarısızlığıyla bilinen Kings organizasyonu, ileriki sezonlarda başarılarıyla adından söz ettirebilir.

Exit mobile version