Son Periyot

Parkedeki Sıkı Dostluklar

Parkedeki Sıkı Dostluklar

Dostlukta hiçbir sahtelik ve iki yüzlülük yoktur, ne varsa gerçektir ve dostluğun kendi uyumundan gelir. (Dostluk Üzerine, Marcus Tulius Cicero)

Biz basketbol severler biliyoruz ki, basketbol sadece bir oyun ya da spor değil.  Sadece parkelere saplanmış bir şey değil.  Mutluluk, gerçek sevgi, arkadaşlık, takım olma vb. kısacası her şey. Hayatını bu oyuna adamış profesyoneller için de genelde bu böyle. Takım arkadaşı demek, seni büyüten ailenden daha fazla gördüğün bir dolu insan demek. 2. ailen demek. Bu arkadaşlardan bazıları ise senin gerçek dostun oluyor. Farklı takımlarda oynasan bile, dostun her zaman kalbinde yer alıyor. Basketbolda bunun örneği olan çok sporcu ve çok sıkı dostluklar var. Bu yazımızda bu sıkı dostlardan bahsedeceğiz.

Dirk Nowitzki – Steve Nash

Steve Nash’in Dallas’ta olduğu zamanlar yaknılaşan ikili, saha dışında da vakit geçirmeyi, basketbol oynamayı ihmal etmedi. Dirk’ün evinde her fırsatta toplanıp basketbol oynayan ve çalışan ikili, Nash’in emekli oluşuyla bu aktiviteyi dışarıda takılmaya çevirmişler. Hala ailecek görüşen ikilinin Prime dönemlerinde birlikte oynaması da mükemmel olurdu gerçekten.

Zach Randolph – Marc Gasol

Kariyerinin çoğunluğunda kötü çocuk olarak anılan Zach Randolph, 2009’dan sonra kendisinin tamamlayıcısı olan “iyi çocuğu” Marc Gasol’ü sıkı bir dost edindi. Avrupa’yı da birlikte gezen ikili bir dönem güçlü Memphis’in pota altını da birbirlerini tamamlayarak domine ediyorlardı.

Ricky Rubio – Kevin Love

Bir sezon arayla Timberwolves üyesi olan ikili, aralarında önce basketbolla, sonra ise kültürel şeylerle bir bağ kurdular. Rubio’nun geldiği dönemki kötü ingilizcesinin iyileşmesinde aslan payı Kevin Love’a ait. Sanatsever ikili birlikte sergilere gidip, kültürel münakaşalar içinde yakın iki arkadaş olmuşlar. Önce Rubio’nun sakatlığı, sonra da Kevin Love’ın takasıyla parkede çok vakit geçiremeyip başarısız olsalar da, asla bağlarını koparmadılar.

Chandler Parsons – Jeremy Lin

2011 yılında Drafttan geldikten sonra büyük bir çıkış yakalayan Parsons,Houston’lı olmasından bir önceki sezon efsaneler yaratan Linsanity ile birlikte uyumlu bir oyun sergilediler. Saha dışında sosyal medya aracılığıyla birbirleriyle rekabete giren ikili, sürekli birbirleriyle dalga geçiyor, selfieler atıyor ve birlikte takılıyorlardı. Eskisi kadar takılamasalar da hala yakın arkadaşlar. Twitter’ı aktif kullanan Parsons’ın hala en sevdiği ve en çok dalga geçtiği insan Jeremy Lin.

LeBron James – Dwyane Wade (w/ Carmelo Anthony , Chris Paul)

Miami döneminden önce de iki arkadaş olan bu oyuncular, Miami’de adeta birbirlerine görünmez zincirler ile bağlandılar. Zaman zaman birbirlerine kızsalar da, bağırsalar da, birbirlerine olan inançları başarıyı getiren yegane faktörlerden. 2017 sezonunun başında, kendisine ihtiyacı olduğunu söyleyen LeBron için, hiç düşünmeden hem paradan hem de Miami’den vazgeçen Wade, örnek bir dostluk sergiledi. Hala saha dışında birlikte takılan, aile tatiline çıkan, hatta çocuklarını tatlı bir rekabete sokan bu ikiliye ek olarak, Carmelo ve Paul’u eklemesek olmaz. 4 kişilik bu Bromance, birlikte aldıkları Olimpiyat Şampiyonlukları ile birlikte saha içinde de harika uyumda olduklarını kanıtlıyorlar.

Demare DeRozan – Kyle Lowry

Basketbolda bazı şeylerin fazla profesyonel olduğu günümüzde, ayrılmak zorunda kalan ama sonsuza kadar birbirlerini bırakmayacak 2 oyuncu DeRozan ve Lowry. Birlikte oynamaya başladıkları bu yandan beri, her maç öncesi birbirlerini motive edip, ritüellerini yaptılar. Kötü giden Playofflar sonrası, herkes onları suçlarken, onlar birbirlerine düşmediler ve sorumluluklarını bildiler. Böyle başarılı olamayacağını anlayan Toronto yönetimi, DeRozan’ı Leonard takasında kullandılar. Artık bir parçası olmayan Lowry için, mental anlamda bu sezonun çok zor geçtiğini tahmin edebiliyoruz. Hala karşısında DeRozan varmış gibi ritüellerine devam etti sezon boyu. Şampiyon olduklarında da Lowry’i ilk tebrik edenlerden biri DeRozan’mış. Her ne kadar içinde burukluk bile olsa, kardeşi için inanılmaz mutlu olduğuna şüphe yok.

Basketbolu  bu kadar değerli yapan oynanan oyun, takımların şampiyon olması, rekorlar falan değil, bize hissettirdiği duygular ve güzelliklerdir. Dostluğu, sevgiyi, saygıyı, hırsı görmemiz ve bunu hissetmemizdir. Umarız bu duyguları sık sık hisseder ve sporu izlemeyi değil, yaşamayı devam ettiririz.

Exit mobile version