Avrupa basketbolunda bir dönem bitiyor mu? EuroLeague’i takip edenler, Avrupa basketbolu efsanelerinden art arda gelen istifa haberleriyle birlikte bu soruyu daha yüksek sesle sormaya, tartışmaya başladı.
Birkaç gün önce Milano koçu Ettore Messina bir açıklama yayımlayarak takım içinde fikir ayrılıkları ve uyumsuzluklar olduğunu dile getirdi; koçluk görevini bıraktığını, organizasyona artık bir danışman olarak katkı sağlayacağını belirtti. Üzerinden çok geçmeden, sadece iki gün sonra ise Željko Obradović, Partizan’ın kötü başladığı sezonun sorumluluğunu alarak istifa ettiğini açıkladı. İki efsane koçun çok kısa arayla istifa etmesi bazı basketbolseverler için sürpriz olsa da bu kararları bekleyenlerin sayısı da bir hayli fazlaydı.
Sezona hiç de iyi başlamayan Partizan, oynanan 13 maçta aldığı 4 galibiyet ve 9 mağlubiyetle EuroLeague’in 18. sırasında bulunuyor. Aslında sezon başından beri Obradović, takımına dair rahatsız olduğu şeyleri sık sık dile getiriyordu. Eylül ayında takımın kondisyon olarak yetersiz olmasını, sakatlıkları ve kadronun hala tamamlanmamasını eleştirmişti. Geçtiğimiz haftalarda Fransa’da yaptığı açıklamada ise oyuncuların elinde sürekli telefon olmasından yakınmıştı.
Fenerbahçe maçından önce yapılan son antrenmanda tam kadro çalışmalarına rağmen, iki oyuncusunun maçta oynamayacağını başkalarından duymuştu ve bu davranış onu oldukça rahatsız etmişti. Basına konuşurken “Disiplini sağlamak için savaşacağım ve elimden geleni yapacağım” diyordu fakat disiplin sorunları ne bitmişti ne de azalmıştı.
13. hafta oynanan Panathinaikos maçı ise sorunların bitmekten ne kadar uzak olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Oyuncuların göz teması kurmadığı, erken davranıp sahaya yöneldiği molada Obradović oyuncularına kızmış ve “Beni dinlemelisin” demişti. Molalarıyla, oyuncularıyla kurduğu ilişkiyle, iletişim ve disiplin anlayışıyla tanınan koç için belki de bırakma kararının şekillendiği an tam olarak o mola oldu. Maçtan sonraki açıklamasında “Bizim için çok çalışmak bile yeterli değil” diyordu. “Zor zamanlarda bile savaşacak bir karakter olması önemli” sözleriyle takıma olan inancını kaybettiğini ve bu defterin kapanacağının sinyalini veriyordu.
Partizan’ın aldığı sonuçlar istifayı açıklamak için yeterli görünse de bu ayrılık, aslında Obradović’in beklentilerinin yeni nesil basketbolcularla çok örtüşmediğini gösteriyor. Messina ve Obradović gibi koçların yeni kuşak oyuncularla iletişimde zorlandığı açıkça hissediliyor. İki efsane için kesin olarak yolun sonu demek zor olsa da bir basketbol ekolü, bir iletişim tarzı ve “eski Avrupa basketbolu” için bir dönemin kapandığını söylemek yanlış olmaz.
