Son Periyot

NBA’de Sezonun En’leri ve Hayal Kırıklıkları

NBA

NBA'de Sezonun En'leri ve Hayal Kırıklıkları

NBA’de normal sezonu acısıyla tatlısıyla geride bırakıyoruz.

Asıl hikaye şimdi play-off’larda başlayacak. Bu asıl hikayeye giriş yapmadan önce normal sezonda gösterdikleri performanslarla sezonun EN’lerine, kendilerinden çok şey beklenmesine rağmen istenilen performansı bir türlü gösteremeyen ve hayal kırıklığı yaratan takım/oyunculara hep beraber bakalım.

SEZONUN EN’LERİ

PHILADELPHIA 76ERS & BEN SIMMONS: Philadelphia yıllardır normal sezonun en kötü takımları arasında yer alıyordu. Özellikle son yıllarda draft’tan iyi oyuncu seçebilme adına tanking yapan Sixers, belki de bilerek gösterdiği bu performansın ödülünü bu sene almış görünüyor.

Sezon başında draft’tan Ben Simmons’u seçen Sixers, ne kadar iyi bir karar vermiş olduğunu herkese kanıtlamış durumda. Genç oyuncu ‘’LeBron’’un varisi olarak görülmekle birlikte takımı play-off potasına sokan isimlerin başında geliyor. Çaylak oyuncu bu sezon sergilediği 16.0 sayı, 8.1 ribaund ve 8.2 asist ortalamalarıyla ‘’sezonun en iyi çaylağı’’ ödülünde diğer oyunculardan bir tık önde görünüyor.

Philadelphia’nın bu başarısını destekleyen bir başka veri ise takımın bu sezon 50 galibiyete ulaşması olması. 76ers en son bu galibiyet sayısına, bir zamanların yıldız oyuncusu Allen Iverson’ın kadroda olduğu 2001-2002 senesinde ulaşmıştı.

HOUSTON ROCKETS & JAMES HARDEN: Nba’in şu an başarılı takımı olan Houston Rockets’ı bu listeye almazsak onlara büyük bir haksızlık olurdu.

Batı’da Golden State’in hakimiyetine son veren Houston, bu sezonun en büyük şampiyonluk adaylarından bir tanesi. James Harden önderliğinde olan takımda Chris Paul, Ariza, Gordon ve Capela kendilerine verilen görevleri en iyi şekilde yerine getirirken, Chris Paul ikinci planda olmasına rağmen bundan hiç rahatsızlık duymadı.

Houston’ın bu önemli başarısında en büyük pay sahibi James Harden diyebiliriz. Yıldız oyuncu ortaya koyduğu performansıyla bu sezonun en büyük MVP adayı olarak gösteriliyor. Kariyerin en iyi sezonunu geçiren Harden, bu sezon sadece 8 maç kaçırırken, görev aldığı 71 karşılaşmada 30.6 sayı, 5.4 ribaund ve 8.7 asist ortalamaları yakaladı.

UTAH JAZZ: Batı’daki diğer takımların aksine daha sade bir kadroya sahip olan Utah Jazz Ocak ayının son haftasından itibaren gösterdiği performansla tüm dikkatleri üzerine çekti.

Gordon Hayward’ın takımdan gidişi ve Rodney Hood’un da sakatlığı nedeniyle takımdan uzun süre uzak kalması nedeniyle Utah’a bu sezon pekte play-off şansı tanınmıyordu.Rodney Hood’un takas döneminin son gününde Cleveland Cavaliers’e gitmesiyle birlikte  Quin Snyder deyim yerindeyse adeta şapkadan tavşan çıkarttı ve Utah Jazz oynadığı son 33 maçta 28 galibiyet alarak kendini play-off potasına soktu. Bu 33 maçlık süreçte Golden State, San Antonio Spurs ve Toronto Raptors gibi çok güçlü ekipleri deviren Snyders’ın ekibi normal sezonun bitmesine üç maça kala şu an Batı’da 4. sırada yer alıyor. Utah Jazz bu performansının meyvesini geçtiğimiz günlerde Los Angeles Lakers’ı deplasmanda devirerek aldı ve play-off’lara katılmayı garantiledi.

TORONTO RAPTORS: Sezonun belki de en istikrarlı olan takımlarından bir tanesi Toronto Raptors. Her ne kadar Lowry&DeRozan ikilisinin üstüne kurulu olan bir takım gibi görülse de koç Dwayne Casey her oyuncusundan katkı almayı başardı. Özellikle genç oyuncu Fred VanVleet ortaya koyduğu performansla bu takımın önemli parçalarından bir tanesi olduğu gösterdi. Keza kenardan gelerek iyi katkı veren çaylak OG Anunoby, Paskal Siakam, Jakob Poeltl gibi isimleride unutmamız gerek.

Takım oyununu hiçbir zaman elden bırakmayan, yıldız oyuncuların gerektiği anlarda sahneye çıktığı Raptors, normal sezonun meyvesini Şubat-Mart ayında gösterdiği performansla Boston Celtics’i geçerek Doğu Konferansı lideri olarak aldı. Kendisine en yakın rakibi(galibiyet bazında) Boston’ın yıldız oyuncusu Kyrie Irving’in sakatlanmasıyla Doğu Konferansı finali için en büyük aday olan Casey’in ekibi bakalım play-off’larda nasıl bir oyun sergileyecek.

ÇAYLAK PERFORMANSLARI: Bu sezon deyim yerindeyse çaylakların sezonu oldu diyebiliriz. NBA’de henüz ilk seneleri olmasına rağmen birçok oyuncu oyun yeteneği, olgunluğu ve skorer kimliği ile adeta bu ligde yıllardır oynuyormuş hissi yarattılar. Ben Simmons, Donovan Mitchell, Jason Tatum, Lauri Markkanen ve daha birçok oyuncu gelecek seneler için çok büyük umutlar vaat etti.

SEZONUN HAYAL KIRIKLIKLARI:

GORDON HAYWARD: Kyrie Irving ile Boston’a imza attığında müthiş bir ikili olacakları düşünülen Hayward için sezon başlamadan bitti desek yeridir.

Boston Celtics formasını giydiği ilk maçta daha ilk dakikalarda çok talihsiz bir şekilde sakatlanıp sezonu kapattı yıldız oyuncu. Bu sakatlık Hayward’ı yıldırmamış ve çalışmalarına tüm gazla devam edip, sezonun ikinci yarısında forma giymeye başlamasına ait söylentiler çıksa da koç Brad Stevens bunun mümkün olmayacağını defalarca dile getirdi.

Geçtiğimiz günlerde koşu videosunu sosyal medyadan paylaşan Hayward’ın maç ritmini bulması için önünde uzun bir süre var.

MARKELLE FULTZ: Philadelphia’nın 1. Sıra draftında seçtiği Fultz, NCAA’de Ben Simmons’la beraber ortaya koyduğu performansla adından sıklıkla söz ettirmişti. Her ne kadar ortaya koyduğu iyi performansla adından söz ettirse de, atış stili ve boyalı alanın dışından şut kullanmaması Fultz hakkındaki en büyük soru işaretlerinden birkaçıydı.

Omuz sakatlığı olduğu için atış stilinde farklılığa giden Fultz, sezon başından beri forma giyemese de son maçlarda sakatlığını tamamen atlatıp süre almaya başladı. Yine de bu durum ondan beklenen performansı karşılamaya yetmediği için onu da listenin hayal kırıklığı yaratan isimleri arasında görüyoruz.

MEMPHİS GRİZZLES: Biz NBA severleri bu sene en çok hayal kırıklığına uğratan takım olarak gösterebiliriz Memphis’i.

Uzun yıllardır Batı’da iyi bir performans gösteren ve play-off’ların gediklisi haline gelen Memphis, bu sezon gösterdiği kötü performansla herkesi şaşırttı. Sezona çokta kötü başlamayan J.B.Bickerstaff’ın ekibinin çöküşü Kasım ayıyla birlikte başladı. Bu ayda oynadıkları 13 karşılaşmanın sadece 2 tanesini kazanabilen Memphis için işler kötüye gidiyordu.

Bu kötü gidişatın üstüne yıldız oyun kurucusu Mike Conley’in de sakatlanmasıyla birlikte sezona adeta erken havlu attılar. Şu ana kadar 81 maça çıkan Grizzles, sadece 22 galibiyet alabilirken 59 karşılaşmada da sahadan mağlubiyetle ayrıldı.

KAWHI LEONARD: Gönül isterdi ki Leonard’ı  performansıyla değerlendirelim ama maalesef bu sezona bir türlü geçmeyen sakatlıkları ile damga vurdu. Uzun süreli sakatlığı nedeniyle parkelerden uzak kalan Kawhi hakkında ”takımdan da uzak kaldı” söylentileri ortaya atıldı. Kawhi bu iddiaları yalanlasa da aynı iddialar bazı spor yorumcuları tarafından hala sürdürülmekte.

ISAIAH THOMAS: Bu sezon belki de en büyük hayal kırıklığı yaratan oyuncu olarak gösterebiliriz Isaiah Thomas’ı. Boston/Cleveland arasında gerçekleşen büyük takasla birlikte Cleveland’ın yolunu tutan yıldız oyuncu bir türlü istenilen performansa ulaşamadı.

Thomas topu sürekli elinde tutmak isteyen ve bu şekilde içeri drive ederek oyunda etkinliğini konuşturabilen bir oyuncu. Bu nedenle Thomas’ın hücum gücü her zaman defans gücüne göre oldukça ağır bastı. Zira o dönem savunması rezalet olan Cleveland’da hücumda da etkili olamaması nedeniyle bir anda oklar Thomas’a çevrildi. Özellikle OKC maçında 148 yemeleri ve Russell Westbrook’a karşı adeta aciz duruma düşmesi onun hakkında çok büyük soru işaretleri olduğunun kanıtıydı.

Cleveland formasıyla sadece 15 çıkabilen oyuncu bu maçlarda %36 gibi çok düşük bir yüzdede kalarak 14.7 sayı ortalaması tutturdu. Cleveland’da kötü gidişin faturası bir şekilde kesilecekti nitekim takas döneminin son gününde Lakers/Cleveland arasında gerçekleşen takasta Isaiah Thomas’ın yeni adresi Los Angeles Lakers oldu. Bu sezon sakatlığı nedeniyle sezonun yarısını kaçıran oyuncu, Lakers’ta çıktığı 17 maçta 15.6 sayı ve 5.3 asist ortalamaları yakaladı.

OKLAHOMA CITY THUNDER: Listeye Oklahoma’yı almazsak sanırım ayıp olurdu. Zira bu sezon öyle dalgalı bir performans gösterdiler ki benim açımdan normal sezon tam bir hayal kırıklığı oldu.

Carmelo Anthony ve Paul George’la birlikte takımı kuvvetlendiren, Batı’da şampiyonluk hedefi kuran OKC’de ”BİG 3” aynı anda çok nadir iyi performans gösterdi. Russell Westbrook her zamanki gibi bildiğimiz oyununu oynarken, Carmelo ve Paul George’un bazı maçlarda attığı inanılmaz kötü yüzdeler hala akıllarda.

Az önce belirttiğim gibi takım şampiyonluk parolasıyla yola çıksa da dün gece Miami Heat deplasmanında alınan galibiyet ile bitime bir maç kala ancak play-off’u garantileyebildiler. Bakalım OKC normal sezonda gösterdiği dalgalı grafiğin yerine play-off’larda daha sağlam bir duruş sergileyebilecek mi?

 

Exit mobile version