Ülker Sports Arena’da oynanan Fenerbahçe Beko – Anadolu Efes derbisi, sadece bir lig maçı değil; hikayesi, kırılma anları ve gelecek mesajlarıyla uzun süre hatırlanacak bir karşılaşmaydı. Sarunas Jasikevicius’un, oyuncu olarak formasını terlettiği Fenerbahçe’ye bu kez antrenör kimliğiyle imza atmasının üzerinden tam iki yıl geçmişti. Ancak kaderin cilvesi, bu özel günde Saras’ı parkeden uzak tuttu. Ailevi nedenlerle takımının başında olamayan Jasikevicius’un yokluğu, derbinin duygusal yükünü daha da artırdı.
Maçın sportif tarafında ise uzatmalar sonunda 97-94’lük skorla gülen taraf Fenerbahçe Beko oldu. Sarı-lacivertliler bu galibiyetle ligdeki 10. zaferini alırken, Anadolu Efes cephesinde tablo çok daha karanlıktı. Anadolu Efes, kulüp tarihinde ilk kez üst üste 5. yenilgisini yaşadı ve ligde 6 galibiyette kaldı. Bu skor, sadece bir maç kaybı değil; Anadolu Efes’in son dönemde yaşadığı yapısal kırılmanın da net bir yansımasıydı.
Fenerbahçe Beko adına maçın anahtar kelimesi netti: dış atış. Hücum planı büyük ölçüde üç sayı çizgisinin gerisine kuruldu ve sonuç da bunun karşılığını verdi. 18 üçlük isabeti, özellikle kritik anlarda Fenerbahçe Beko’nun elini fazlasıyla rahatlattı. Maç ne zaman sıkışsa, top ne zaman ağırlaşsa, sarı-lacivertliler çözümü dış şutta buldu. Tarık Biberovic ve Devon Hall ikilisi toplamda 43 sayılık katkıyla bu planın sahadaki en net karşılığıydı. Tarık’ın özgüveni ve Hall’un doğru zamanlamayla gelen skorları, Fenerbahçe Beko’nun hücum sürekliliğini ayakta tuttu.
Bu takım içerisinde Nicola Melli’nin performansı ayrı bir parantezi hak ediyor. Sadece skor katkısıyla değil, savunmada doğru yer tutması, ribaund sezgisi ve oyunu sakinleştiren varlığıyla maçın gidişatına doğrudan etki etti. Uzatmaya giden bir maçta, Melli’nin sahadaki denge unsuru olması Fenerbahçe Beko adına fark yarattı.
Anadolu Efes cephesinde ise bu derbi, Pablo Laso döneminin ilk büyük sınavıydı. Yeni koçla sadece bir gün çalışarak sahaya çıkan Anadolu Efes’ten köklü bir değişim beklemek elbette gerçekçi değildi. Ancak Laso’nun bazı tercihleri gelecek adına umut verdi. Bunların başında Şehmus Hazer’e verilen sorumluluk geldi. Şehmus, 31 sayıyla kariyer rekorunu kırarken, Laso’nun bireysel özgürlüğü teşvik eden yaklaşımının ilk somut örneklerinden birini sundu.
Buna karşın Anadolu Efes’in sorunları da net şekilde sahadaydı. Ercan Osmani ve Smits’in skor üretemediği bir maçta 94 sayıda kalabilmek bile başlı başına bir direnç göstergesiydi. Maça kötü başlayan lacivert-beyazlılar, özellikle ikinci yarıda oyuna tutunmayı başardı. Ancak Cordinier’in 5 faulle oyun dışı kalması, zaten dar olan rotasyonu iyice kırılgan hale getirdi. Normal süreyi uzatmaya taşımak önemliydi ama Anadolu Efes, uzatmaları oynayacak derinlik ve fiziksel dirence sahip değildi.
Sonuç olarak bu derbi, Fenerbahçe Beko için dış atışların belirlediği, kontrol edilebilir bir galibiyet; Anadolu Efes için ise sancılı bir geçiş sürecinin aynasıydı. Laso henüz dokunuşlarını tam olarak yansıtamasa da, bireysel performanslar üzerinden bir temel attığını gösterdi. Şimdi her iki takım için de gözler EuroLeague’deki çift maç haftasına çevrilmiş durumda. Bu derbinin bıraktığı izler, Avrupa sahnesinde verilecek tepkilerle daha da anlam kazanacak.
