Son Periyot: NBA, Euroleague ve Tüm Basketbol Haberleri

EuroBasket 2025’in Yıldızları: Kim Var, Kim Yok?

EuroBasket 2025’in Yıldızları: Kim Var? Kim Yok?

EuroBasket 2025’in Yıldızları: Kim Var? Kim Yok?

Hepimizin merakla beklediği EuroBasket 2025’in başlamasına çok az kaldı. EuroBasket 2025’in yıldızları ile ilgili hangi oyuncuların turnuvada olup hangi oyuncuların olmayacağını detaylı olarak inceledik.

Basketbolseverler toplanın, beklenen an geldi çattı! Avrupa’nın en büyük sahnesi FIBA EuroBasket için nefeslerimizi tuttuk, geri sayıma başladık. Hani şu pandemi yüzünden 2022’ye kayan turnuva var ya, işte ondan sonra nihayet her şey normale döndü ve dört yıllık hasretimiz bitiyor, basketbol ateşi yeniden bacayı sarıyor. Eurobasket 2025 turnuvası 27 Ağustos’ya başlayacak. 27 Ağustos – 14 Eylül 2025 tarihleri arasında 42.’si düzenlenecek olan bu dev şölen, bize yine unutulmaz anlar yaşatacak, şimdiden söyleyeyim. Bu senenin olayı ne peki? Turnuva yine tek bir yerde değil, tam dört farklı ülkede oynanacak: Güney Kıbrıs (Limasol), Finlandiya (Tampere), Polonya (Katowice) ve Letonya (Riga). Bu format sayesinde daha küçük ülkeler bile bu heyecana ortak olabiliyor, harika bir olay.

Giriş: Bu Yaz Kalbimiz Dört Farklı Ülkede Atacak!

Grup maçları bu dört şehre dağılmışken, asıl kıyamet, yani finallerin tamamı Letonya’nın başkenti Riga’da kopacak. Ama bu dört ev sahibi olayı sadece bir seyahat planı değil, işin içinde strateji de var. Ev sahibi ülkeler, “kanka, sen de gel bizim gruba” diyerek ticari ve pazarlama açısından kendilerine yakın bir partner ülke seçebiliyor. Bu da daha kuralar çekilmeden ortalığı kızıştırıyor. Mesela Güney Kıbrıs’ın gidip Yunanistan’ı seçmesi ne demek? Limasol’deki maçlar şimdiden bir derbi havasına girdi bile! Ya da basketbolla yatıp kalkan Litvanya’nın Finlandiya grubuna düşmesi… O salonda iğne atsan yere düşmez, benden söylemesi. Kısacası EuroBasket 2025, öyle yavaş yavaş açılan bir turnuva olmayacak, daha ilk günden tam gaz başlayacak.

Peki, her büyük turnuva öncesi olduğu gibi, hepimizin dilindeki o meşhur soru: Sahne tamam da, başrollerde kimler var? NBA’in ve EuroLeague’in devleri milli forma için ter dökecek mi? Yoksa bazıları “bu yaz dinleniyorum” deyip güç dengelerini altüst mü edecek? İşte o meşhur “Kim var, kim yok?” sorusunun en detaylı cevabı.

Sahnenin Devleri: Bu Adamlar Turnuvaya Damga Vurur!

EuroBasket’i EuroBasket yapan şey, sadece takımların kapışması değil, dünyanın en iyi oyuncularının milli forma aşkıyla sahaya çıkmasıdır. Bu seneki turnuva da sağ olsun, adeta bir devler geçidi gibi. Gezegenin en büyük üç süperstarı aynı anda parkede olacak, bizim Alperen’imiz takıma liderlik edecek, ev sahipleri kendi kahramanlarıyla ortalığı karıştıracak… Daha ne olsun!

MVP’ler Savaş Alanında: Jokić, Giannis ve Dončić’in Altın Madalya Kavgası

EuroBasket 2025’in Yıldızları: Kim Var? Kim Yok?

Basketbolun şu anki zirvesi kabul edilen üç adam; Nikola Jokić, Giannis Antetokounmpo ve Luka Dončić, bu yaz Avrupa’nın kralı olmak için kozlarını paylaşacak. Her birinin derdi başka, hikayesi başka, omuzlarındaki yük bambaşka. Bu kapışma, sadece en iyi takımın değil, aynı zamanda hangi süperstarın takımını daha iyi sırtlayacağının da en büyük testi olacak. NBA’deki gibi süper takımlar kurmak yok, burada pasaportun neyse takımın o. İşte bu yüzden bu turnuva, bir yıldızın liderliğinin en saf hali.

Nikola Jokic (Sırbistan): Üç kere NBA’in en değerli oyuncusu seçilmiş bir adamın turnuvaya “Geliyorum” demesi, Sırbistan’ı anında turnuvanın kral adayı koltuğuna oturtuyor. Jokić, Paris Olimpiyatları’nda bronz madalya kazanan kadronun neredeyse aynısıyla geliyor. Bu da rakipler için “Eyvah!” demek, çünkü Sırbistan sadece yetenekli değil, birbirini ezbere bilen bir takım. Jokić’in motivasyonu da dağ gibi: 2022’de istatistikleri paramparça etmesine (21.7 sayı, 10.0 ribaund) rağmen Son 16’da İtalya’ya elenmenin acısını unutmadı. Şimdi o hayal kırıklığını unutturup, ülkesine 2001’den beri hasret kaldıkları EuroBasket altınını getirmek istiyor. Yanında Bogdan Bogdanović, Vasilije Micić ve Nikola Jović gibi silahlar varken, Jokić bu turnuvanın en kalabalık orduya sahip komutanı. Hazırlık maçlarında estirdikleri fırtına da bunun en net kanıtı.

Giannis Antetokounmpo (Yunanistan): Milwaukee’nin süperstarı Giannis, “Sağlığım yerindeyse, oradayım” diyerek noktayı koydu. Artık 30’una gelmiş, kariyerinin en olgun dönemindeki “Greek Freak”, milli takımla bir madalya kazanmak için yanıp tutuşuyor. Düşünsenize, Yunanistan gibi bir ekol 2009’dan beri podyum göremiyor, bu onlar için kabul edilemez bir durum. 2022’de maç başına 29.3 sayı atmasına rağmen takımı çeyrek finalden öteye gidememişti. Bu sene, EuroLeague efsanesi koç Vassilis Spanoulis yönetiminde bütün oyun onun üzerine kurulu olacak. Onun sınavı Jokić’ten biraz daha zor; çünkü karşısındaki her takım sadece onu durdurmak için özel savunmalar hazırlayacak. Giannis’in hem bu duvarları aşıp hem de takım arkadaşlarını oyuna sokması gerekecek.

Luka Doncic (Slovenya): Slovenya’nın sihirbazı Luka’nın turnuvaya gelip gelmeyeceği, hazırlık maçında dizinden sakatlanınca hepimizin yüreğini ağzına getirdi. Ama neyse ki korkulan olmadı, sakatlığın ciddi olmadığı, sadece bir ezilme olduğu anlaşıldı ve Luka’nın turnuvada oynayacağı kesinleşti. Bu kısa panik anı bile onun takım için ne kadar hayati olduğunu gösterdi. Zaten Slovenya, hazırlık döneminde onu pamuklara sarıp saklıyordu adeta. Bu yazın en çok konuşulan konularından biri de Luka’nın inanılmaz değişimi. Yaklaşık 14 kilo vererek sahada çok daha fit ve hızlı görünen Luka, sakatlandığı maçın sadece ilk yarısında 26 sayı atarak bu değişimin ne anlama geldiğini herkese gösterdi. Bu üç dev arasında belki de en ağır yük onun sırtında. Slovenya iyi bir takım ama Luka ile diğerleri arasındaki kalite farkı, Sırbistan ve Yunanistan’a göre daha fazla. Slovenya’nın kaderi, Luka’nın tek kişilik bir ordu gibi sahada ne kadar sihir yapabileceğine bağlı.

Bizim Çocuklar Sahnede: Alperen ve Larkin’le Madalya Hayali Kuruyoruz!

Tamam, devleri konuştuk da… Gelelim asıl meseleye, bizim çocuklara! Bütün o yıldızlar bir yana, bizim kalbimiz 12 Dev Adam parkeye çıktığında atmaya başlayacak. Ve size bir şey söyleyeyim mi, bu seneki kadro fena geliyor! Madalya hayali kurmak için belki de en doğru zamandayız. Takımın direksiyonunda kimler mi var? Biri, NBA’de artık ”All-Star” diye anılan bizim devimiz Alperen Şengün, diğeri de Avrupa’yı yıllardır domine eden komutan Shane Larkin.

Houston Rockets’ta yaptıklarıyla hepimizin göğsünü kabartan Alperen, artık bu takımın net lideri. O da bu işin farkında ve lafı hiç dolandırmıyor: “Hedefimiz tabii ki madalya.” diyor. Düşünsenize, son madalyamızı 2001’de almışız, Alperen daha doğmamış! İşte bu yüzden bizim çocuk bu hasreti bitirmek için ekstra hırslı. Sahadaki en büyük yoldaşı da belli: Kaptan Larkin! Anadolu Efes’le iki EuroLeague şampiyonluğu kazanmış, tecrübe abidesi bir guard. Larkin’in “Son beş yıldır oynadığım en yetenekli Türkiye kadrosu bu.” demesi boşuna değil, adam içerideki potansiyeli görüyor. Alperen’in son haline bakınca da hak vermemek elde değil. Hazırlık maçında son Dünya Şampiyonu Almanya’ya karşı 25 sayı, 9 ribaundla oynamak ne demek? Bu, en babalarına bile kafa tutacağımızın en net sinyali.

Milli takımımızın başarısı, bu iki süperstarın uyumuna bağlı. Bir yanda Alperen’in Jokić gibi oyunu domine eden, posttan hem sayı hem asist üreten stili; diğer yanda Larkin’in deliciliği ve ikili oyunlardaki ustalığı. Eğer teknik ekibimiz bu iki farklı ama müthiş yeteneği aynı potada eritebilirse, yani “bir sen oyna, bir ben” modundan çıkarıp gerçek bir ortaklık kurabilirse, bu takımın hücumda durdurulması imkansız hale gelir. Bu dengeyi kurarsak, A Grubu’ndaki Letonya, Sırbistan gibi zorlu rakiplerin arasından sıyrılıp Riga’daki finallere yürümememiz için hiçbir sebep yok.

Ev Sahiplerinin Kozları ve Diğer Belalar: Markkanen, Porziņģis ve Schröder

MVP’ler ve bizim çocuklar dışında, turnuvanın seyrini değiştirebilecek tehlikeli adamlar da var. Hele bir de arkalarına kendi seyircilerini aldılar mı, tadından yenmez.

Lauri Markkanen (Finlandiya): Finlandiya’nın ev sahibi olduğu B Grubu’nda bütün gözler Lauri Markkanen’de olacak. Adam hazırlık döneminde alev almış resmen! Polonya’ya 42 sayı, Belçika’ya 48 sayı atarak Finlandiya milli takım rekorunu kırmak falan… Tek başına bir takımı nasıl taşıyabileceğinin canlı kanıtı.

Kristaps Porziņgis (Letonya): Sakatlıklardan dolayı milli formaya hasret kalan “Tek Boynuzlu At” lakaplı Porziņģis, bu kez finallerin oynanacağı Riga’da, kendi halkının önünde oynamaya kararlı olduğunu söyledi. Hem dışarıdan şut sokan hem de pota altında blok tehdidi olan Porziņģis, Letonya’yı turnuvanın en tehlikeli sürpriz atı yapıyor.

Dennis Schröder & Franz Wagner (Almanya): Son Dünya Şampiyonu Almanya, unvanını korumaya geliyor. Takımın beyni ve kaptanı, Dünya Kupası’nın MVP’si Dennis Schröder yine sazı eline alacak. Ona en büyük desteği ise Orlando Magic’in yıldızı Franz Wagner verecek. Wagner’in uluslararası turnuvalardaki üçlük performansı bazen soru işareti yaratsa da, skor bulma yeteneği onu her zaman tehlikeli kılıyor.

Willy Hernangomez (İspanya): Son şampiyon İspanya’yı da unutmamak lazım. 2022’deki turnuvanın MVP’si Willy Hernangómez, yine takımın skor yükünü çekecek. Ama İspanya’nın hazırlık kampından Alberto Abalde gibi önemli oyuncuların sakatlık haberleri geldi. Bu da Willy’nin omuzlarındaki yükü iyice artıracak.

Gözlerin Arayacağı İsimler: Turnuvanın Büyük Eksikleri

Bazen bir turnuvanın hikayesini sadece gelenler değil, gelmeyenler de yazar. Bazı yıldızların yokluğu, takımlarının bütün planlarını, hatta turnuvanın güç dengelerini bile değiştirebilir. EuroBasket 2025’te de “ah be, o da olsaydı” diyeceğimiz önemli isimler var.

Fransa Kulesiz Kaldı: Wembanyama ve Gobert’siz Fransa Ne Yapar?

Turnuvanın en büyük hayal kırıklığını herhalde Fransa yaşıyordur. Madalyanın en büyük adaylarından biri olmaları beklenirken, pota altındaki iki dev kuleleri de turnuvada yok.

NBA’e daha ilk senesinde damga vuran Victor Wembanyama, sezonu erken kapatmasına neden olan kan pıhtılaşması teşhisi yüzünden bu yaz dinleniyor. Bu sadece Fransa için değil, tüm basketbolseverler için büyük bir kayıp. Üstüne bir de takımın savunma bakanı Rudy Gobert‘in de yorucu bir sezon sonrası dinlenmeyi tercih etmesi eklenince, Fransa’nın bütün kimyası bozuldu. Nicolas Batum ve Nando De Colo gibi efsaneler de emekli olunca, Fransa turnuvaya yepyeni bir kadroyla, adeta sıfırdan başlamak zorunda kalıyor.

Bu eksikler basit birer oyuncu kaybı değil, Fransa’nın oyun planının çökmesi demek. Düşünsenize, Wembanyama ve Gobert’li bir Fransa, pota altına kimsenin yaklaşamadığı bir kaleye dönüşecekti. Şimdi o kale yıkıldı. Artık Fransa’nın potasına giden yollar otoban gibi açık. Liderlik, Zaccharie Risacher ve Alex Sarr gibi genç NBA yıldızları ile tecrübeli kaptan Guerschon Yabusele’e kaldı. Bu yeni Fransa, savunmasıyla değil, atletizmiyle bir şeyler yapmaya çalışacak ama çok daha kırılgan bir takım olacakları kesin. Bu durum özellikle Jokić’li Sırbistan, Valančiūnas’lı Litvanya ve tabii ki Alperen’li Türkiye gibi dominant uzunları olan takımların ekmeğine yağ sürecek.

Litvanya’nın Sabonis Derdi ve Diğer Önemli Eksikler

Bir diğer üzen haber de basketbol ülkesi Litvanya’dan geldi. Sacramento Kings’in yıldızı Domantas Sabonis‘in kişisel nedenlerden dolayı turnuvada oynaması beklenmiyor. Sabonis’in yokluğu, Litvanya için sadece bir yıldız kaybı değil, oyun zekasını ve hücumdaki çeşitliliğini kaybetmesi demek.

Sabonis sahadayken, Jonas Valančiūnas ile birlikte rakiplerin korkulu rüyası olan bir pota altı ikilisi oluşturuyorlardı. Sabonis’in pas yeteneği ve Valančiūnas’ın gücü, savunması çok zor bir hücum sistemi yaratıyordu. Şimdi Sabonis olmayınca, Litvanya’nın hücumları çok daha tahmin edilebilir hale gelecek. Bütün yük Valančiūnas’ın sırtına binecek. Bu da rakip savunmaların ona daha rahat yardım getirmesine neden olacak. Kısacası, Litvanya’nın işi Sabonis’siz çok daha zor. Bu eksiklik, onların on yıllık madalya hasretini bitirme hayallerine büyük bir darbe vurdu.

Sonuç: Peki Bu Yıldızlar Savaşında Bizi Ne Bekliyor?

Daha başlamadan FIBA EuroBasket 2025’in efsane bir turnuva olacağı belli oldu. Sahnede basketbolun üç kralı, Jokić, Giannis ve Dončić’in ülkelerini zafere taşımak için vereceği müthiş bir mücadele bizi bekliyor. Kağıt üzerinde Jokić’li Sırbistan, hem çok tecrübeli hem de çok derin bir kadroyla bir adım önde gibi duruyor. Ama Giannis’in insanüstü atletizmi ve Dončić’in sihirli elleri, her an her şeyi değiştirebilir.

Bizim içinse heyecan en üst seviyede. Alperen Şengün ve Shane Larkin’in liderliğindeki 12 Dev Adam, yirmi küsur yıllık madalya hasretini bitirmek için belki de en büyük şansını yakaladı. Wembanyama, Gobert ve Sabonis gibi devlerin turnuvada olmaması, Fransa ve Litvanya gibi rakipleri zayıflatırken, bu durum hem bizim için hem de Markkanen’li Finlandiya ve Porziņģis’li Letonya gibi sürpriz yapabilecek takımlar için yeni fırsatlar yaratıyor.

Ama şunu da unutmayalım, EuroBasket’in kitabında her zaman sürprizler yazar. Bu turnuvanın ruhunda takım olmak ve o forma için savaşmak vardır. Manşetlerde hep yıldızlar olacak ama tarih bize gösterdi ki bu kupayı çoğu zaman kağıt üzerindeki favoriler değil, kalbiyle oynayanlar kazanır. Tek dileğimiz, 12 Dev Adam’ın bu ruhu sonuna kadar sahaya yansıtıp bizlere unutulmaz bir zafer yaşatması. Nefeslerimizi tuttuk, bu büyük şöleni bekliyoruz!

Sitemizdeki “EuroBasket 2025 Ne Zaman Başlıyor? Maçlar Ne Zaman?” başlıklı sayfada turnuvanın ne zaman başlayacağını, Türkiye’nin maçlarının hangi tarihlerde oynanacağını görebilirsiniz.

Exit mobile version