Elif Naz Özdemir: Hakemliğe başlama hikayenizi anlatabilir misiniz?
Çisil Güngör: Çok eski bir çocukluk arkadaşım vardı ve o üniversiteye geçtiği zaman kendisi aynı zamanda hakemlik yapmaya başladı. Kendisi benden 2 yaş kadar büyük ve biz yazları bir araya geldiğimizde bana “mutlaka sen de yapmalısın sen benden daha iyi biliyorsun basketbolu sen kesin çok iyi yaparsın” gibi şeyler söylüyordu. Ama ben basketbolu bırakırken biraz daha kurumsal hayata yöneleceğime inanarak bırakmıştım. Dolayısıyla kafamda hep o olduğu için çok fazla onun dediklerini dikkate birkaç sene almadım. Sonrasında tabii ben de üniversiteye başlamış oldum o ara ve dedim ki neden olmasın? Hani öğrenciyken sevdiğim bir sporun içerisinde olabileceğim bir şeyi denemekte fayda var diyerek aslında hiçbir profesyonel düşünce kafamda olmayarak başladım ve hani işletme informatiği okurken bir yandan da hakemlik yapıyor gibi oldum.
Elif Naz Özdemir: Basketbola ve basketbol hakemliğine olan merakınız ne şekilde oluştu?
Çisil Güngör: Basketbola başlamam aslında biraz tesadüfi oldu. Benim ailemde hiç spor geçmişi olan bir insan yok. Ama böyle çok hareketli bir çocuk olduğum için annem babam güzel bir bilinçle yani şu anda bile onların bu yönelimini takdir ediyorum, beni yer jimnastiğine yazdırmışlardı. Yaklaşık bir 4 sene kadar jimnastiğe gittim. Oradaki hocam da aynı zamanda okuldaki beden eğitimi hocamdı. Ve bize belli bir yaştan sonra yani bu dediğim yaş 9-10 yaşları oluyor, farklı branşları voleybol, basketbol gibi istersek bizi yönlendirmeyi düşündü. Ve ben de tamamen kendi kendime bilmiyorum ama bir anda basketbolu seçtim ve eve dönünce anneme basketbola başlayacağımı söyledim. Ailem sağ olsunlar hep desteklerler, hiç sorgulamadılar. Basketbol hakemliğine merak olarak başlamadım, içine girdikten sonra zaten çok kolay kolay çıkabilecek bir şey değil bunu bütün hakemler söyler.
Elif Naz Özdemir: İlk resmi maçınıza çıktığınızda neler hissettiniz?
Çisil Güngör: İlk resmi maçım bundan yaklaşık 14 sene önceydi. Maçın kendisini, maçın içinde ne yaptığımı tabii ki hiç hatırlamıyorum ama sadece o maçı aldığımda o maçın görevini, ne olduğunu onları hatırlıyorum. Bir okul maçıydı, ilk maçıma Caferağa’da çıktım ve Caferağa’da sonrasında çok fazla maça çıktım. O yüzden orası benim için hakemlik anlamında çok özel bir spor salonudur. Daha önce oynamış olmanın verdikleri bir hisle sanki o pas bana gelecekmiş gibi hissettim, çok uzun bir süre hissettim bunu sadece ilk maçımda değil. Sanki ön hakeme koşarken böyle topu bana verseler de ben turnike atsam gibi bir his geliyordu. Sonradan o forma o kimlik daha oturur hale geldi.
Elif Naz Özdemir: Maç öncesi kendinizi o maça psikolojik olarak nasıl hazırlıyorsunuz veya maçlardan önce uyguladığınız herhangi bir rutininiz var mı?
Çisil Güngör: Genelde kendimi çok rutine endekslemek istemiyorum. Çünkü onunla alakalı bir şeyler eksik kaldığı zaman bu sefer kendimi çok rahatsız hissetmeye başlıyorum. Bu daha ilkyıllarında fark etmeye başladığım bir durumdu. Çünkü o zamanlar hep “şu mutlaka böyle olmalı, bunu mutlaka şöyle yapmalıyım, işte şu eksik olmamalı” gibi düşünüyordum. Ama sonradan bunun bana hakemlik adına daha zor geldiğini fark ettim ve kendimi birazcık değiştirme yoluna gittim. Bir ritüel ya da takıntı demeyelim de maç günümü mutlaka konfor alanımda geçirebileceğim şekilde ayarlamaya çalışıyorum. Eğer İstanbul’daysa maçım İstanbul’da yaşadığım için evden gidiyor oluyorum. O evdeki düzenim, yemek saatim, iki tane kedim var işte onlarla geçirdiğim zaman gibi hep kendimi rahat hissettiğim beni ne zamanımı çok alacak ne de böyle fiziksel olarak mental olarak yoracak şeyler yapmaya çalışıyorum. Spesifik olarak telefonla meşgul edilmeyi sevmiyorum maç gününde. Kendim istesem ben telefondan bir şeyler izlerim, teknolojiye karşı değilim maç gününde. Çok fazla uzun diyaloglar, mesajlaşma ya da telefonlaşma gibi şeyler maç günü hoşuma gitmiyor.
Elif Naz Özdemir: Kritik maçlar öncesi ilgili takımların daha önceki maçlarını izliyor musunuz?
Çisil Güngör: Kimi maç çok kritik oluyor, kimi maç sıralamaya hiç etki etmeyecek oluyor, maçların önemleri değişebiliyor. Bizim için herhangi bir nominasyon aldığımız anda aslında o görevin sorumluluğu başlamış oluyor. Elbette biz scouting’i, o takımların analizini, mutlaka yapıyoruz. Önceki maçlarını izlemek olsun, sezon ilerleyince artık Türkiye Ligi’nde mesela takımları tanıyoruz, koçları oyuncuları biliyoruz. Birazcık daha kolaylaşıyor süreç. Kafamızda o maça dahil taze bilgiler olması adına o maçla alakalı mutlaka bir araştırma yapıyoruz. Veya o takımlar daha önce aralarında oynadıysa herhangi bir sorun var mı ya da güncel olarak ekstra bir şey oldu mu? Bunları da bilebilmek bir sonraki maça taşınabilecek şeyleri önceden kestirebilmek bizim sahadaki işimizi kolaylaştırıyor. O yüzden maç hazırlığı, sadece kritik maç için demeyeyim ama her maç için aslında aynı şeyleri yapmaya gayret ediyoruz.
Elif Naz Özdemir: Hakemlik kariyerinizde ilerisi için planlarınız neler?
Çisil Güngör: Hakemlik aslında hep böyle bir hedef, bir motivasyon üzerine ilerleyebilen bir iş. Motive olamadığınızda kendinizi çok verimli hissedemez hale geliyorsunuz. Ama büyük resimde şu anda benim olduğum yer üç sene önceki hedeflerimden biriydi aslında ama üç sene boyunca ki tek hedefim burası değildi. Arada bir sürü küçük hedefim vardı, onları yapa yapa günün sonunda buraya gelebilmiş oldum. Çünkü tek bir tane çok büyük bir ana hedef koyduğum zaman o aralarda tutunacak başka şeyleri bulmak zor olabiliyor. O yüzden ben her zaman başarması daha mümkün olan ara adımları da seçerek bu şekilde motive kalıyorum diyebilirim. Büyük organizasyonlar her zaman her hakemin hedeflerindedir aslında.
Elif Naz Özdemir: 2025-26 sezonunda Türkiye ve Avrupa’da kaç maç yönettiniz ve kaç şehre seyahat ettiniz?
Çisil Güngör: Türkiye’deki biz belli bir sistem kullandığımız için maçların atandığı oradan böyle baktığımda 27 gibi sayı gördüm geçen sene. Ama Avrupa için tabii mail yoluyla alıyoruz nominasyonları. Yaz turnuvalarını hariç tutuyorum. Yaz turnuvaları blok halinde gidip bir anda 8-9 maç yönettiğimiz bir turnuva olduğu için genelde, şehir olarak da işte 25-30 arası gittiğime göre bazen aynı ülkelere tabii tekrar tekrar gidiyor oluyoruz ama genelde 20-25 farklı ülkenin şehirlerini görüyorum. Hatta kıta değiştiriyoruz, Hem Porto Riko’ya hem Amerika’ya gitme fırsatım oldu.
Elif Naz Özdemir: Avrupa’da maç yönettiğiniz en etkileyici salon hangisiydi? Aynı şekilde kariyerinizde unutamadığınız bir maç var mı?
Çisil Güngör: Avrupa’da genelde seyircisi yoğun olan salonlar her zaman bize daha keyif veriyor. Ben her zaman böyle ateşli seyircinin olduğu salonları tercih ediyorum, baskıyı hissetmekten keyif alıyorum. Bu da genelde İspanya’da çok oluyor. Kulüp özelinde değil ama genelde İspanya’da maçlara çok fazla seyirci geliyor ve onlar da bizim gibi daha sıcakkanlı insanlar oldukları için böyle daha duygusal tepkiler veriyorlar. O yüzden genel olarak hoşuma gidiyor İspanya’daki o taraftar baskısını hissetmek. Onun dışında da Dünya Kupaları öncesinde iki maçlı pencereler oluyor. Her milli takımın kendi evinde oynama şansı oluyor. O maçlara gittiğimizde de inanılmaz atmosfer oluyor. Her ülkenin kendi milli takımı kendi sahasında oynuyor ve genelde bütün maçlar full dolu salonlarda oynanıyor. Türkiye’den örnek verecek olursam geçen seneki Cumhurbaşkanlığı maçımı söyleyebilirim, kariyerim için zirve denebilecek bir maçtı çünkü. İki takımın taraftarının da salonda bulunabildiği bir ortamdı, maça zor devam ettik. İçeri girdik, geri çıktık. Kolay olmadı ama bu tarz ortamlar bana inanılmaz keyif veriyor.
Elif Naz Özdemir: Bugüne kadar hakemlik kariyerinizde size en çok geliştiren deneyim hangisiydi?
Çisil Güngör: FIBA listesine girdiğim seneydi diyebilirim. Ben henüz A klasman değildim ama FIBA olabilmek için kadınlara green lisans denen bir sistem olduğu için o sayede olabilmiştim. En ivmelendiğim ve yurt dışı maçlarına yoğun gitmeye başlayıp devamında da Türkiye’de A klasmana yükseldiğim sene de beni çok geliştirdi en belirgin olarak o sezonu örnek verebilirim yani FIBA’ya giriş yaptığım sene, 5 sene öncesi.
Elif Naz Özdemir: Son olarak Türk kadınlarına ve basketbolu merakı olan oynayan genç kızlarımıza hakemlik yolunda vereceğiniz tavsiyeler neler olur?
Çisil Güngör: Bizim yaptığımız iş öncelikle zor bir iş, mental anlamda ciddi olarak zor bir iş. Çok fazla sevmek gerekiyor. Kendini eğitebilmek ve belli konulardaki iniş çıkışları çok olgun karşılayabilmek gerekiyor. Bu böyle tek bir çizgi değil, o iniş çıkışları mümkün olduğunca en az kendilerini etkileyecek şekilde kendilerini eğitebilmelerini tavsiye ediyorum. Bu şekilde en az zararı görerek ya da hayatta günü gelince bir başka yola gitmeleri gerekiyorsa eğer o yola da gidebilecek halde kalacak şekilde bu işe emek vermelerini söyleyebilirim. Sınava çalıştığınız ve karşılığını aldığınız gibi düz bir mantıkta ilerlemiyor burası. Çok subjektif, tamamen performansa dayalı fırsatlar biraz da şans. Ama dediğim gibi stabil bir durum olmadığı için işin mentalini yönetebilmeleri önemli.
Elif Naz Özdemir
