EuroLeague takımlarının geçtiğimiz sezonunu değerlendirdiğimiz yeni yazı dizisindeki ilk takımımız Anadolu Efes…
2024-25 sezonunda beklentileri karşılayamayan Efes, kulübün 50. kuruluş yıl dönümü olan geçtiğimiz 2025-26 sezonuna yeni logosu, yeni koçu ve kadrosuyla birlikte büyük beklentilerle girdi.
Sportif Direktörlükten Başlayan Yeniden Yapılanma
Kasım 2024’te Sportif Direktörlük görevine getirilen İsmail Şenol’un yönetiminde yeni bir dönem başladı. İsmail Şenol’un ilk büyük kararı, herkes Banchi’nin kalmasını beklerken 2 Temmuz 2025’te teknik kadroda radikal bir değişime giderek takımın başına Igor Kokoškov’u üç yıllık sözleşmeyle getirmek oldu. Aynı yaz kadroda sorunlu bir ayrılıkla Kızılyıldız’ın yolunu tutan Jordan Nwora gibi isimlerle yollar ayrılırken; Jordan Loyd, Nick Weiler-Babb, Isaia Cordinier, Georgios Papagiannis ve Cole Swider gibi önemli takviyeler yapıldı. Ancak Kokoškov’un sistemi sezon başında bir türlü dikiş tutturamadı. Deplasmanlardaki ağır mağlubiyetler, istikrarsız performanslar ve Kasım sonunda Monaco karşısında alınan tarihi 36 sayılık fark, Kokoškov dönemi için erken bir son hazırladı; üç yıllığına getirilen Kokoškov, 27 Kasım’da takımın başında çıktığı ve yarısı kaybedilen 22 maç sonra görevden alındı. İsmail Şenol’un planlama vizyonu da sezon boyunca tartışma konusu oldu. Kimi basketbol yorumcuları, kadronun EuroLeague’de ihtiyaç duyduğu nokta atışı bir forvet transferinin — iddiaya göre Isaac Bonga — rakip takım çalıştırıcısı Obradović ile ilişkiler bozulmasın diye tamamlanmadığını öne sürdü. Bu iddialar, sportif direktörlüğün bağımsızlığına dair soru işaretlerini büyüttü.
Larkin Olmadan Geçen Bir Sezon
Krizin derinleşmesindeki en büyük etkenlerden biri ise takım kaptanı Shane Larkin’in yaşadığı talihsiz sakatlık oldu. 14 Kasım’da Bayern Münih deplasmanında sol kasık tendonundan sakatlanan kaptan için yapılan ilk açıklamada 8 haftalık bir yokluk öngörülüyordu; ancak aynı bölgede ikinci kez sakatlanma yaşaması, üçüncü bir nüksü göze alamayacakları için süreci iyice temkinli hale getirdi ve dönüş tarihi 4-6 hafta daha ertelendi. Ameliyatsız iyileşme planından vazgeçilip 3 Aralık’ta ABD’de ameliyat masasına yatan Larkin için takım doktoru operasyonun başarılı geçtiğini, ancak toparlanmanın 2 ay daha süreceğini açıkladı. Bu süre zarfında bazı maçlarda kenarda takımla birlikte olsa da forma giyemeyen kaptan, ancak 145 gün sonra, 8 Nisan’da oynanan Partizan maçıyla sahalara dönebildi; sezon boyunca yalnızca 12 EuroLeague maçına çıkabildi.
Laso Dönemi: Yeni Ekip, Değişen Sistem ve Öne Çıkan İsimler!
Kokoškov sonrası geçici olarak takımın başına geçen Radovan Trifunović’in ardından 13 Aralık’ta göreve gelen Pablo Laso da mucize yaratamadı; İspanyol çalıştırıcı ilk maçında ligde Fenerbahçe Beko deplasmanına çıktı ve derbiyi uzatmada kaybetti; bu sonuçla kulüp, 50 yıllık tarihinde ligde ilk kez üst üste 5 maç kaybetti. EuroLeague’de çıktığı ilk maçta ise Kaunas deplasmanında farklı bir galibiyet alarak geleceğe dair umut verse de devamında alınan üst üste 9 avrupa mağlubiyetiyle Efes dönemine iyi bir başlangıç yapamadı. Laso’nun gelişiyle Sinan Erdem’de zaman zaman hücum ritmi yakalansa da savunmadaki zafiyetler ve lider eksikliği aşılamadı; kendisi sezonu “kariyerimin en zor sezonu” diye özetledi. Buna karşın bazı oyuncular bu dönemde sivrildi: Kokoškov döneminde istikrarsız bir grafik çizen Jordan Loyd, Laso ile birlikte takımın en güvenilir skoreri hâline geldi ve sezon sonunda sözleşmesini uzattı; Şehmus Hazer, PJ Dozier, Kai Jones ve Cole Swider de bireysel gelişimleriyle öne çıkan isimler oldu. Bazı otoriteler çöküşü kadro kurgusundaki yanlışlara bağlarken, diğer bir kesim ise Larkin’in yokluğunda karar anlarında sorumluluk alacak ikincil yaratıcı eksikliğine dikkat çekiyordu.
Şenol’un Görevine Son Verilmesi
Yaşanan bu sportif başarısızlık, saha içi krizin devam etmesi ve Laso sonrasında da takımın net bir yükseliş göstermemesiyle birlikte, 3 Mart’ta Sportif Direktör İsmail Şenol ile de karşılıklı mutabakatla yollar ayrıldı. Kulüpten gelen resmi açıklamada ayrılık ile alakalı somut bir gerekçe paylaşılmadı. İdari yönetim yeniden Alper Yılmaz’a devredildi.
Sezon Sonu Performansı
Sezonun son bölümünde de beklenen ivmeyi yakalayamayan Anadolu Efes, EuroLeague’de 20 takımlı genişletilmiş formatta adeta bir kabus geçirdi. Normal sezonu 12-26’lık dereceyle alt sıralarda tamamlayan ekibimiz, Play-In ve Play-Off potasının çok uzağında kalarak EuroLeague sezonuna erken ve hayal kırıklığı yaratan bir şekilde veda etmek zorunda kaldı.
Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’nde ise normal sezonu 4. sırada tamamlayan Anadolu Efes, çeyrek final serisinde Türk Telekom’u 2-0 ile geçerek yarı finale yükseldi. Yarı finalde ezeli rakibi Fenerbahçe Beko ile eşleşen Lacivert-Beyazlılar, deplasmandaki ilk maçta müsabakanın tamamını önde götürmesine rağmen son topta 1 sayı farkla mağlup oldu. Maça dair bir diğer önemli nüans da sezon sonunda performansı yükselen Poirier’in son periyotta aşil tendonundan sakatlanarak sezonu kapatmasıydı. Serinin ikinci maçında da büyük bölümünü üstün oynadığı mücadeleyi yine maç sonunda 1 sayı farkla kaybeden Efes, seride 2-0 geriye düştü. Evindeki üçüncü maçı kazanıp seriyi dördüncü maça taşımayı başarsa da bu karşılaşmada rakibinin hücum temposuna yanıt veremedi. Seriyi 3-1 kaybeden Lacivert-Beyazlılar, lig sezonunu yarı finalde noktaladı.
Emre Ünüvar
