Yeni Transferleriyle Fenerbahçe Doğuş

123

Son Euroleague şampiyonu Fenerbahçe Doğuş’un yoğun hazırlık sürecinin son günlerine girdik. Zadar Cup ve ardından çıktığı hazırlık mücadelelerinde başarılı bir performans sergileyen Fenerbahçe’yi, yeni transferlerinin uyum sürecini yazımın merkezine alarak değerlendireceğim.

İlk olarak; Dixon ve Kalinic’in yokluğunda takımdaki yeni transferlerin tam olarak hangi bölgelerde değerlendirileceğini net olarak gözlemleme şansı bulamadık. Kalinic’in yokluğunda yeni transfer Marko Guduric, yoğun olarak 3 numarada kullanıldı. Sezon içerisinde şutör guard olarak izleyeceğimiz Sırp oyuncunun, kısa forvet olarak çok da etkili olamadığını gördük. Savunmada aksamasa da; hücumda pozisyon bilgisindeki eksiklikler ve henüz takımın sistemine ayak uyduramaması sebepleriyle pek varlık gösteremedi. Ek olarak, üzerindeki baskı da bir hayli hissedildi. Boş şutlarda düşük isabet oranı, oyun karakterinin aksine topla oynamaktan kaçınması ve çabuk faul problemine girmesi, Guduric’in yoğun beklentiler karşısında hissettiği baskının belirtileriydi. Obradovic yönetiminde mental gücünün yukarı çıkacağı ve kalitesini tam anlamıyla parkeye yansıtacağı ise kuvvetle muhtemel.

Bir diğer yeni transfer Wanamaker ise Dixon’un yokluğunda 1 numara olarak maçlara başladı. Fenerbahçe Doğuş’un derin oyun kurucu rotasyonu göz önünde bulundurulduğunda; Wanamaker’in şutör guard olarak kullanılması daha olası ancak Dixon’un yokluğunda çoğunlukla  1 numara oynamak durumunda kaldı. Öncelikle, tıpkı Guduric gibi mental olarak hazır olmadığı gözlendi. Kafası hala NBA’de ve kendi fiziksel formunu korumak adına bazı gereksiz hamlelerde bulunduğu söylenebilir. Her bulduğu boşlukta içeri penetre etmesi, kendisinden beklenen katkılardan ancak topu her eline aldığında da içeriyi zorlamaması gerekiyor. Bu kendini kanıtlama çabasından vazgeçmeli ve deliciliğini yüksek yüzdeli dış şutuyla birleştirebilmeli. Wanamaker, oyun doğası gereği topu elinde isteyen bir oyuncu ve zaman zaman hücumları başka bir arkadaşının eline top değmeden bitirebiliyor. Daçka’da da kariyerinin zirve performansına çıkmasının temel sebebi bu. David Blatt, topu Wanamaker’e teslim etmeyi ve tüm hücum şablonlarını onun üzerinden oynanacak oyunlar üzerinde kurmayı hedeflemişti. Fenerbahçe’de ise topsuz oyun her şeyden daha kıymetli. Özellikle 1 numarada oynayan oyuncunun topu çok fazla elinde tutmaması ve gerek yanlış eşleşmeleri görerek gerek doğru hücum setini hayata geçirerek takım arkadaşlarını oyuna sokması gerekiyor. Eğer 2 numarada oynarsa, topla daha fazla oynayabilir ve kendi skoruna gitme adına daha rahat bir ortam yakalayabilir. Hazırlık maçlarında da sezilen; 2 numarada daha etkili olabileceği yönündeydi.

Sinan Güler’in de üzerindeki ölü toprağını attığı görüldü. Milli takım ile kötü bir turnuva geçiren oyuncunun kendi öz eleştirisinde; sisteme ayak uyduramadığı ve her geçen maçta mental olarak daha da yıprandığı mevcuttu. Obradovic’in takımında ise böyle bir sıkıntısı olmadı. Yıllardır süregelmiş, sağlam bir sisteme kolay uyum sağladı ve gerek 1 gerek 2 numaralarda önemli bir alternatif olduğunu kanıtladı. Yeni transferler içerisinde takıma en çabuk uyum sağlayan ve katkı vermeye başlayan isim oldu. Bunun yanında; Fenerbahçe’nin savunmadaki en büyük eksikliklerinden biri olan ön alanda baskıyı doğru ve yerinde bir şekilde sağlayabilecek bir oyuncu Sinan. Top çalma özelliği, rakip oyun kurucular üzerinde kurduğu baskı ve pozisyon bilgisiyle de takıma çok katkı sağlayacaktır.

Uzun rotasyonunda ise uyum sürecinin daha sancılı olacağı belliydi. Nicolo Melli, geçtiğimiz sezon Euroleague’nin en değerli uzunlarından birisi olduğunu göstermişti ancak henüz takımda kendisine bir rol biçilemedi. Melli’nin formsuz olduğunu ya da bulunduğu yeri yadırgadığını düşünmüyorum. 4 numaradan oyuna akıl koyabilen ve neredeyse oyun kuran çok kıymetli bir oyuncu. Bu özelliklerini takıma yabancı olmasına rağmen iyi bir şekilde sergiledi ancak onun sıkıntısı, Obradovic’in henüz kendisine bir görev tanımı bulamaması zira Fenerbahçe, boyalı alanda 2 uzunla oynamaya alışmış bir takım. Yaşanacak alan paylaşımı sorunlarını ortadan kaldırmış ve oyun alışkanlıklarını bu yönde geliştirmiş bir takımın da bir anda buna yeni bir şey eklemesi pek kolay değil. Pero Antic, hücumda alan açan ve dış şut isabetleri bulabilen bir 4 numaraydı (tıpkı Melli gibi) ancak aldığı süreye göre verdiği verim gayet kabul edilebilirdi. Melli ise 25-30 dakika ortalamalarla oynayan bir oyuncu ve etkili olabilmesi adına kendisi üzerinden daha çok set çizilmesi ve daha çok pozisyon hazırlanması şart. Hem içeriden hem dışarıdan etkinliğini koruyabilen bir oyuncu olduğundan; bu rol biçme ve içerisini doldurma vaziyeti, fazla sancılı olmayacaktır. Zaten takımın oynadığı tüm hazırlık maçlarında boyalı alanda etkili olabileceğini gördük. İç-dış dengesi yakalandığında da hem kendisi hem takım adına daha olumlu işler yapacaktır.

Jason Thompson ise oldukça istekli görüntüsüyle taraftarları tatmin etti. Savaşçı bir oyuncu ve her ribaund için büyük bir mücadele veriyor. Blok özelliği, müthiş atletizmi ve boyalı alanda iyi bir bitirici olması gibi özelliklerini sonuna kadar gösterdi ancak onun uyum süreci, belki de bu transferler içerisinde en sancılısı olacak gibi görünüyor. Oynadığı her maçta kolay faul yapan ve çabuk faul problemine giren bir Thompson izledik. Pozisyon bilgisi çok iyi değil ve bunu telafi etmek adına savunmada ellerini fazlasıyla kullanıyor. Avrupa’da da elle savunma yapılmayacağı alt yapılardan itibaren gösterilen temel bir eğitim. Yani onun bu zaafını kullanacak birçok oyuncuyla karşı karşıya gelecektir. Bu tip durumlarda da mental gücünü koruması ve parkede maksimum verimle mücadeleye devam etmesi gerekiyor. Her kolay faul düdüğünde omuzlarının düşmesi ve kendi kendine söylenmeye başlaması, ona pek fayda getirmeyecektir. Obradovic’in de kendisine karşı daha ılımlı olduğu ve henüz sert yüzünü göstermediği de bir gerçek. Thompson’un bu uyum sürecini minimum hasarla atlatması adına gerek teknik ekip gerek oyuncular büyük bir çaba gösteriyor. Bu süreç, Udoh’un ilk geldiğinde yaşadıklarıyla benzerlik gösterebilir. Oyuncu yapabilirlikleri açısından ziyadesiyle farklı iki oyuncu ancak uyum süreçleri benzerlik gösterecek gibi görünüyor.

Görüldüğü üzere; Fenerbahçe Doğuş’un yeni transferlerinin uyum süreci henüz tamamlanmadı ancak birbirlerini tanıyan oyuncuların ağırlıkta olduğu beşlerle parkede kalındığında Fenerbahçe hala kusursuz sistemini oyuna yansıtabiliyor ve rakip takımla arasında bir fark oluşturabiliyor. Özellikle, Vesely-Datome-Sloukas üçlüsü parkedeyken, oyun alışkanlıkları ve kazanma içgüdüsüyle her takımı yenebilecek gücünü gösteren bir Fenerbahçe Doğuş’a şahit olduk. Takımın, geçtiğimiz sezon bıraktığı seviyeden devam etmesini bekleyen arkadaşlara da bu denli erken bir zamanda form tutmanın o kadar da iyi bir şey olmadığını hatırlatmak isterim. Sonuçta bu takım, Mayıs ve Haziran aylarını zirvede tamamlayabilmek adına kuruldu.

BORA BURÇ BİLBAN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.