Savaşın Galibi Fenerbahçe Doğuş

124

THY Euroleague 16. haftasında Fenerbahçe Doğuş Ataşehir’de konuk ettiği Baskonia’yı 79-74 mağlup etmeyi başardı.

Bir galibiyetten çok daha fazlasıydı bu maç. Nunnally’nin sakatlığı, Thompson’un etkili görüntüsü, Guduric’in sorumluluk altında önemli iş yapması, Wanamaker’in takımın liderliğini eline alması ve Fenerbahçe taraftarının müthiş geri dönüşü… Öncelikle, Nunnally ailesine büyük geçmiş olsun. Smaç pozisyonunda çok kötü düştü ancak hastaneden gelen haberler gayet iyi. Hiçbir sorunu olmadığı ve yalnızca tedbir amaçlı hastanede tutulduğu açıklandı. Bu iyi haber sonrasında, maçın geriye kalan hikayesini daha rahat tartışabiliriz.

Polonyalı hakem başta olmak üzere hakem üçlüsü, maçın kontrolünü sağlayamadı ve fazlasıyla gergin bir ortamın oluşmasına sebep oldu. Baskonia’nın bu sezonki en sert maçını oynayacak cesareti bulması da; bu hakem üçlüsünün tahammül sınırlarını zorlayan kararlarıyla açıklanabilir. Yine de her şerde bir hayır vardır ve bu kötü yönetim, sezonun başından itibaren şampiyonluğa doymuş bir görüntü sergileyen Fenerbahçe taraftarlarını tekrardan işin içine soktu. Son zamanlarda gördüğüm en baskın taraftar topluluklarından birini gördüm dün akşam ve Baskonialı oyuncuların ve hakemlerin aklına girmeyi başardılar. Jason Thompson, bu sezonki en iyi maçını oynadı. Belki çok kolay atışlardan yararlanamadı ancak hücumdaki fiziksel oyunu ve isteği, onun kendine olan güvenini ve iyiye gitme iştahını ortaya koydu. Müthiş ribaund katkısıyla da Vesely’nin sakatlığı nedeniyle oyuna devam edemediği bir ortamda, takımına yardımcı oldu. Guduric’in sorumluluk alması ve hiç çekinmeden şutlarını kullanması, onun kapasitesini bizlere bir kez daha hatırlattı. Ne 33 dakika süre alması ne de 18 sayı bulması, onun kalitesinde bir oyuncu için sürpriz değil. Zaman zaman tecrübesizliği nedeniyle kolay top kayıpları yapıyor ancak en büyük sıkıntı; hala Bogdanovic ile kıyaslanması ve bunun sonucunda hissettiği baskı. Avrupa basketbolunda büyük bir yıldız olarak kabul görmüş bir oyuncuyla; henüz oyun karakteri tam oturmamış bir ismin karşılaştırılması da çok büyük haksızlık. Sezon başında, bu transfer ilk gerçekleştiği zamanlarda da söylediğim gibi; Guduric’in asıl katkısı gelecek sezon ortaya çıkacaktır.

Son olarak; Sloukas’ın düşen performansı ve Wanamaker’in liderliği ele alışıyla ilgili bir şeyler söyleyeyim. Wanamaker’in verimli olabilmesi için oyunun temposunu kendi hızına göre ayarlayabilmesi ve takımı da bu temponun yakınına çekebilmesi gerekiyor. Ancak bu şartlar altında etkili olabiliyor Wanamaker. Sezon başında, kendi şutunu yaratmadan, yalnızca set şutörü olarak değerlendirilen Wanamaker’in verimi beklenen seviyeye çıkmamıştı ve Obradovic ona oyun hızını kontrol etme şansı tanıdı. İşte Sloukas’ın formunun düşüşü de buraya dayanıyor. Takım, artık Sloukas’ın belirlediği oyun düzeninden daha farklı şekilde hareket ediyor. Yunan guard, takımın kontrolünün elinden gittiğini hissediyor ve yeni oyun temposunda tamamlayıcı parça olmakta da pek başarılı değil. Durumu şöyle özetleyeyim. Takımı sete oturtmak ve pas üzeri kurulu oyunları hayata geçirmek isteyen bir oyuncu Sloukas. Taktik disipline sahip ve oyunun gerektirdiğine göre doğaçlama olasılığı bir o kadar az. Wanamaker ise takımı oynatma derdi gütmeyen bir oyuncu ancak bu durumla tezat bir biçimde takım arkadaşları daha rahat pozisyonlar bulabiliyor. Nedeni; Wanamaker, penetre ettiğinde rakip savunmanın dengesini bozuyor ve takım arkadaşlarına da geniş alanlar bırakıyor. Oyun ve pozisyon bilgisi üst düzeyde olan Fenerbahçeli oyuncular da sahaya iyi yerleşiyor ve buralardan bolca ekmek yiyor. Şuanda işleyen düzeni bozmamak gerek. Bu vaziyette de Sloukas’ın formsuz görüntüsü belli bir süre daha devam edecektir. Bu süre zarfında, performansı hızla iyiye giden Sinan Güler’i Euroleague maçlarında daha fazla kullanmak gerekiyor.

BORA BURÇ BİLBAN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.