Ödev Ahlakı/Faydacı Ahlak: Oyuncuların Milli Takıma Gitmemeleri

273
Ödev Ahlakı/Faydacı Ahlak: Oyuncuların Milli Takıma Gitmemeleri
Ödev Ahlakı/Faydacı Ahlak: Oyuncuların Milli Takıma Gitmemeleri

NBA ligi ile Avrupa/Dünya Şampiyonaları elemeleri, organizasyonları arasındaki takvim uyumsuzluğu birçok NBA oyuncusunun Milli Takım çağrısına red cevabı vermesi ile sonuçlanıyor. İşin sonunda kazanan takımlar, kaybeden oyuncular ve ülke basketbolu mu oluyor?

Alman Felsefesi’nin kurucularından biri olarak kabul edilen Immanuel Kant, “Ödev Ahlakı”nı ortaya attığında, bireylerin eylemlerinde niyetin önemini vurguluyor, bir davranışın temelindeki niyetin iyi ya da kötü olmasının davranıştan daha belirleyici olduğunu ifade ediyordu. Kant’a göre bir konuda iyi düşünüp kötü davransanız dahi siz iyi bir eylemde bulunurken; kötü düşünüp iyi bir davranış sergilediğinizde kötü olurdunuz.

İngiliz filozof, politik ekonomist, parlamento üyesi ve devlet memuru olan John Stuart Mill ise pragmatist/faydacı ahlak anlayışını ortaya koyduğunda ise yapılan davranışın ahlaklı olup olmadığını değerlendirmek için eylemin faydasına bakılmalıdır. Eğer eylemin sonucu kişiyi faydaya götürüyorsa eylem ahlaklıydı.

Felsefe dünyasındaki bu ikilemin hayattaki karşılıklarından birinin yaşandığı arenalardan biri de sporun dünyadaki en popüler hallerinden biri olan basketbol.

İlgisizlik Kaynaklı

Euroleague, Eurocup, NBA organizasyonlarının Dünya, Avrupa Şampiyonaları ve Olimpiyat müsabakalarına kıyasla daha ilgi gördüğü bir ortamda, oyuncuların formalarını sırtına geçirme tercihlerinde vatandaşı oldukları ülke formasını giymek ön sıralarda yer almıyor.

Takımlarını ve isimlerini büyük arenalarda duyurmalarını sağlayacak organizasyonları milli takım maçına gitmeye tercih edebilen oyuncular, bu paralelde İngiliz üstaddan yana bir tavır sergiliyorlar.

Amerika Faktörü

“NBA Against World” mottası bağlamında değerlendirilebilecek konu çerçevesinde, Amerika All-Star başta olmak üzere çeşitli organizasyonlarda basketboldaki gücünü, “ABD Dünyaya Karşı” sloganı ile veriyor.

Amerikalı oyuncular ile uluslararası oyuncular arasında yaratılan rekabetler bunun en iyi örneğini ortaya koyarken birçok tartışmaya zemin hazırlayabilecek durum sonucunda Amerika ve NBA basketboldaki liderliğini sürdürüyor.

Sorun ve Çözüm

Söz konusu durumu sorun olarak nitelendirmek, şüphesiz durumu üç taraf arasında yeterince değerlendirmemekle aynı kapıya çıkacaktır.

Öncelikli olarak konuya NBA ve kulüp takımları açısından bakıldığında; sakatlık ve yorgunluk olasılıkları beraberinde oyuncularını milli takıma göndermek zorunda kalmayan takımlar durum çerçevesindeki en mutlu figür konumundalar.

Milli Takım ise pozisyonlarındaki “en kaliteli” vatandaşlarını, uluslararası organizasyonlarda kullanamama çaresizliği içinde güçten yoksun kalıyor, mevcut potansiyeline hiçbir zaman erişemiyor.

Konunun üçüncü ve belki de en önemli tarafında ise oyuncular yer alıyor. Söz konusu dilemmada kulüp takımları ile milli formaları arasında sıkışıp kalan atletler, aklı milli takımda kalmış bir şekilde kulüp ajandasında çalışmalarını sürdürmeye devam ediyorlar.

“Kazan-Kazan” şeklinde işlemesi gereken politikaların “Kazanan-Kaybeden-Ne Olduğu Belli Olmayan” şekilde tezahür etmesiyle konu yıllardır çözüme kavuşturulamıyor.

İşin sonucunda her tarafı memnun etmenin mümkün olmadığı dile getirilebilir. Oyuncuların biraz daha ödev ahlakına yatkın bir davranış modeli meydana getirmesi beklenebilir. Kulüplerin biraz daha insafli takvimlerin biraz daha uyumlu yaratılması gerektiği söylenebilir. Lakin olan bir çözümden bahsedilemeyecektir. Empati yoksunluğu, Stuart Mill yancılığı ve tahammülsüzlük konunun 2018 yılı sonrasında da konuşulmaya, tartışılmaya, yazılmaya devam edilmesine zemin hazırlayacaktır.

Immanuel Kant ile ilgili şu tarihi belleği aktarmak isteriz;

“Saf Aklın Eleştirisi”, “Aydınlanma Nedir?” gibi eserleri literatüre kazandıran rahmetli çok disiplinli bir kişiliğe sahiptir. Bu karakter yapısının bir yansıması olarak aynı zamanda oldukça düzenli ve dakik bir kişiliğe sahip olan Kant’ın her gün, gün içerisinde hangi saatte, nerede, ne yapacağı bellidir. Bundan mahalle halkına en Stuart Mill’ci(faydacı) şekilde yararlanırmış. Kant’ın ofisinden evine dönmesini gören mahalle sakinleri saatin kaç olduğunu ona göre bilirlermiş. Kant, 5’te caddeden geçerse Almanya’da saat 5’tir!

Ata Ateş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.