Basketbol Kazansın

289
NBA Finals
Basketbol Kazansın

Son zamanların izlemesi en keyifli sezonunu geride bırakmak üzereyiz. Bildiğiniz gibi final geçen 3 sezonda olduğu gibi yine Golden State-Cleveland arasında oynanacak.

NBA eşsizliğini mevcut sistemine yani sistemin mümkün kıldığı rekabete borçludur, üst üste zirvede kalmak tamamen takım yöneticilerinin şansına ve doğru hamlelerine bağlıdır.

Böylelikle her takım şampiyon olmanın hayalini kurabilir ve zirveye oynayan takımların hep aynı takımlar olmasının önüne geçilir, bu aynı zamanda takım taraftarlarının belli takımlar üzerinde yoğunlaşmasını da engellemiş olur. Fakat ilginçtir ki bu senenin final eşleşmesi daha ilk maçın ilk düdüğü bile çalınmadan sisteme inat bir rekor kırdı. Golden State-Cleveland eşleşmesi bu seneyle birlikte Amerikan spor tarihinin üst üste en çok tekrar eden (4 kez) final eşleşmesi olma ünvanını elde etti. Biraz sinir bozucu bir durum olduğunu düşünsem de iki takımın ayrı ayrı başardıkları gerçekten inanılmaz.

İki takım da bu sezon geçtiğimiz sezonlardan daha zorlu bir süreç geçirerek finale ulaşmayı başardılar. Cleveland Kyrie Irving’in ayrılmak istemesinin ardından sezon başında aldığı en iyi teklifi kabul etmek zorunda kaldı ve Irving karşılığında Thomas ve Crowder’ı kadrosuna kattı fakat bu beraberlik uzun sürmedi ve sezon ortasında çok kritik bir karar vererek iki takas daha yaptılar. Önce Lakers’tan Thomas ve fazla dakika bulamayan Frye karşılığında Clarckson ve Larry Nance’i kadrolarına kattılar ardından üç takımın dahil olduğu takasta Rose ve Crowder karşılığında Hill ve Hood’u kadrosuna kattılar. NBA basketbolunun avrupadan en büyük farkı NBA’de basketbolun avrupanın pick&roll ve stagger screen’lere odaklı oyunundan farklı olarak hero-ball denen tarzda birebir ve ters eşleşme elde etmek üzerine oynanması. Bu sistemde takım kimyasını yerle bir etmesi muhtemel bu kadar takas yaptıktan sonra bile konferans şampiyonluğu elde etmek gerçekten büyük iş. Bu başarıda doğu konferansında olmaları ve Boston cephesindeki sakatlıklar da rol oynamış olsa da tarih bunları değil Cleveland’ın konferans şampiyonluğunu yazacak.

Gelelim Golden State cephesine. Golden State tartışmasız ligin göze en hoş gelen basketbolunu oynuyor ve bence erken final denilebilecek bir seriyi kazandılar Houston temsilcisi karşısında. Gözüme çarpan en önemli detay ise koç Steve Kerr’ün taktiksel formsuzluğu, beni yanlış anlamayın Kerr bence Warriors için en doğru koç tercihi çünkü NBA koçluğunun taktiksel koçluktan daha çok yıldız yönetimi ve oyuncularla olan ilişki becerisinden geçtiğini düşünüyorum. Dikkat çekmek istediğim nokta bu takım tarihin en iyi iki şutörünü ve en özel skorerlerinden birisini barındırıyor buna rağmen özellikle Houston’a karşı kaybettikleri maçlarda kritik anlarda Durant’in birebirine gereğinden fazla muhtaç kalmaları pas tempolarının düşmesine, hücum verimsizliğine ve Paul sakatlanana kadar “acaba eleniyorlar mı?” Sorusunu sormamıza neden oldu. Her şeye rağmen Warriors öyle bir takım ki sanki 3. viteste oynuyormuş ta bu seviyenin bir iki tık üstüne istedikleri zaman çıkabilirlermiş gibi bir his veriyor bana izlerken. Bence onları eleyebilecek tek takımı da elediler.

Cleveland’ın onları bu kadar zorlayabileceğini düşünmüyorum çünkü LeBron’un “daha ne yapabilirim?” Mentalitesinde olduğunu ve konferans şampiyonluğunun ona ve Cleveland’a bu sezonluk yettiğini düşünüyorum. Umarım yanılırım ve bu güzel sezon efsane bir seriyle sonlanır. Basketbol kazansın!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.