Amerika’daki Çinliler: Neden Başarılı Olamıyorlar?

297
NBA
Amerika’daki Çinliler Neden Başarılı Olamıyorlar ?

Günümüze değin Ulusal Basketbol Birliği’nde adım atan Amerikalı olmayan oyuncular kapsamında en çok oyuncu nüfusuna sahip Çin, neden lige yeterince başarılı oyuncu veremiyor? Çinliler NBA’de neden başarılı olamıyorlar?

Başarı. Hayattaki en göreceli kavramlardan birini ifade eden kelimenin huzurunda, size göre nedir başarı?

Beklentilerinizi yerine getirmek midir, hayallerinize kavuşmak mı, kupa kazanmak mı, yoksa tüm dünya tarafından tanınır kılınmak mı?

Başarı bir ölçüttür. Bu yüzden bir nokta ile sınırlı kalmaksızın, yazı kapsamında değindiğimiz Ulusal Basketbol Birliği seviyesinde bir başarı yukarıda saydıklarımızın tümünün toplamı dahi olamayacaktır belki de.

Yıllardır Jordan, Kobe, LeBron, Shaq, Bird vb. çok farklı karakter sahibi bireylerin başarı ölçütlerine ve başarıya giden yoldaki davranışlarına odaklanılmıştır.

Hepsinin kendi yollarından gittiği gerçeği göz ardı edilerek, tümü birbirinin yolunu takip eder olarak nitelenmiştir.

Amerika’yı yeniden keşfetmek yersizdir; buna sonuna dek katılabiliriz; lakin insan bir kıta değildir. Daimi olarak yeniden keşfetmek gerekir.

Kıtadaki insan topluluğunu yansıtan, tanıtan kültürdür. Yemeği nasıl yedikleri, sabahları kaçta kalktıkları, gününü nasıl geçirdikleri ve akşam nerede yattıkları…

Emin olun birazdan, yazı boyunca bahsi geçen ligin oynandığı kıtanın tamamen tersi bir kültürden söz ediyor olacağız.

Amerika ve süreç içerisinde gerçekleştirdiği kültür emperyalizmi, küreselleşme, kapitalizm ve nicesinin öne atılabildiği durum bazında, Asya dünya üzerinde en bakir kültüre sahip kıta profilini günümüzde sürdürüyor.

Kore, Japonya, Çin, Endonezya, Tayland vb. şekilde kendilerinin de isteği doğrultusunda bir ayrım yapsak dahi bir bütüncül Asya kültüründen söz ediyoruz.

Sabah kalktıklarında, öğlen olduğunda ve akşam yattıklarında daimi olarak o kültür dinamiklerini sürdüren bir gelenekten bahsediyoruz.

Bu kültürden gelen çocuklardan tam tersi kültürde davranmalarını beklediğinizde ise olabilecek en kötü sonuçlardan biri ile muhatap kılınıyorsunuz.

Çinli sporcuların; başta masa tenisi olmak üzere; halter, atıcılık, jimnastik, atletizm gibi dallarda oldukça başarılı olduklarını biliyoruz. Basketbol konusunda Milli Takım düzeyinde de o kadar karamsar konuşmaya gerek olmadığını düşünüyoruz.

Lakin konu NBA’ye gelince, Çin’in ve Çinli sporcuların konumunu içler acısı olarak değerlendirebiliyoruz.

Bir şehirlerarası otobüs yolculuğunda, Yao Ming biyografisi odaklı bir belgesel izlemiştim. Yao’nun kariyer satır başlarını, günlük yaşamını anlatırken daima Çin’den dem vuruluyordu.

Oyuncu Çinli. ABD-Çin arasındaki ilişki düzeyi belli. Bu bağlamda oldukça doğal karşılanabilecek durum. Bana göre hiç de öyle değildi.

Yao Ming sürekli kendi kültür öğeleri ile anılıyordu. Kendi kültürünü Amerika’daki yaşamına aktarmaya çalışan, bir yandan da ABD’ye adapte olmaya çalışan bir genç, Batılı olma ile Doğulu kalma arasındaki farkta sıkışmış kalmış birİ izlenim veriyordu bana.

Yao Ming güzel enstanteneler barındıran, günümüzde gülücüklerle anılan bir kariyeri geride bıraktı. Ama arkadaki bu gerçeği kimse görmedi.

Da Vinci’nin şifresi değil. Giza Piramidi’nin sırrı hiç değil. Sadece “vazgeçmeme”. Kendi kültüründen, kendine has olandan, özünden vazgeçmeme.

İyi-kötü tartışılır. Oyuncuların yaptıkları ve yapmaya çalıştıkları tüm dayanakları ile incelenebilir. Çözüm yolu var mıdır, bilmiyoruz. Çözüm yolu olmalı mı, onu hiç mi hiç bilmiyoruz. Genellikle bu tip yazıların sonunda çözüme götüren reformist süreci ifade etmek adettendir. Bu kez salt sorun söylemek ve soruyu sormakla bırakalım.

Ata Ateş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.